Bir yaz ‘cruise’undan notlar… Merak edilenlere yanıtlar

ALAN SEÇ OKU, İlginç bilgi, Şehir, Seyahat

Aslında cruise yolculuğu üzerine kısa süre önce bir şey yazdım.
Ancak mart ayında yapılan yolculukla yazın yapılan yolculuk, dev bir cruise gemisiyle yapılan yolculukla daha az kişi taşıyan bir gemiyle yapılan yolculuk baya farklı deneyimler içerebiliyormuş.
Bu nedenle, bana Instagram üzerinden sıkça sorulan sorular üzerinden “bir yaz cruise’undan notlar” yazacağım.

Öncelikle her deneyimin, kişiye, kişinin maddi-manevi durumuna göre farklılık gösterebileceğini bir kez daha not edelim.
Hele ki ‘turlarda’.
Ama çok soran olduğu için -ve nedense üşenmediğim için- yazmak istiyorum.

1- Gerçekten vize yok mu?: Herkesin sorduğu sorulardan başlayalım. Vize yok, yani var ama yok. Şöyle ki, tabii ki pasaportunuz ile gidiyorsunuz. Sonuçta farklı ülkeye gideceksiniz ancak normalde gerekli olan Schengen vizeniz olmasa da bu tura katılabiliyorsunuz. Turu yapanlar sizin için günlük vize, kapı vizesi türü bir şey alıyor.
Siz hiçbir şeyle uğraşmıyorsunuz.
Ama harç pulu var onu söyleyeyim; ülkeden çıkmak parayla!

Özet: Pasaport ve harç pulu lazım, vize yok.

2- Tura verdiğim paraya değer mi?: En net olduğum konulardan biri bu. Turlar gününe ve dönemine bağlı olarak 139 Euro’dan başlıyor. 249, 269 euro gibi fiyatlar da olabiliyor.
Ona bizim gittiğimiz ETS Tur’un sitesinden ya da hangi tura bakmak istiyorsanız, bakar karşılaştırmanızı yaparsınız.
Ancak otel hizmeti, 3 adaya gidiş, sabah, öğlen, akşam yemekleri, ara da çay saatleri, ara içecekler, gösteriler, gece yarısı atıştırmalıkları derken inanın euro-TL paritesine rağmen o para kat be kat çıkıyor.

Çalışanlar, nezaketleri çok iyi! Bizim gemide Ruslar ve Türkler çalışıyordu.

3- Tur parasını verdim, cebimden başka para çıkar mı?:
Tabii ki çıkıyor. Gemide değil ama karaya çıkıp da gittiğiniz adalarda yemek içmek, alışveriş etmek istiyorsanız onu tur karşılamıyor tabii.
Ayrıca tur içinde günlük olarak gittiğiniz adaya uygun plaj, ulaşım rehberlik gibi hizmetleri içeren turlar satın alabiliyorsunuz.

4- Peki ada turu satın almalı mıyım?:
Bu, gittiğiniz yeri ne kadar bildiğinizle ve para harcama enerjinizle alakalı olabilir.
Şöyle açıklayayım.
Mesela biz Mikonos ve Rodos’a pek çok kez gittiğimiz, iki adayı da baya bildiğimiz için hiçbir tur almadık. Ancak Santori’ni de sabah plaj ve ardından Oia ve … ‘ı içeren turu satın aldık; çok da iyi oldu.
Mesela bizim Santorini gezimizde ‘tender’ denilen, cruise gemilerinden limanı olmayan Santori’ye gidişi sağlayan botlarla yolculuk, gemikeni herkese ücretsizdi.
Sonrasında bizim satın aldığımız paket, 65 euro idi, bu fiyata 2 şezlong ve bir şemsiyeli plaj (ki Yunan plajları artık hiç ucuz değil, anlatacağım, baya uzun otobüs yolculukları, rehberlik ve teleferik ücretlerimiz dahildi.)

5- Hiç para harcamadan yırtar mıyım?: Kasarsanız tabii bu her zaman mümkün:) Ama adalardan ne anlarsınız bilemem tabii. Şöyle mümkün mesela.
a- Hiç gemiden inmezseniz.
b- Rodos’ta old port yani eski liman, cruise’un yanaştığı yer bir şekilde adanın içine yürüme mesafesinde. Yürür, halk plajında yüzer, öğlen geri yürür yemeğinizi gemide yer, sonra yine şehre yürürseniz belki… Mikonos’ta ise merkezi yerlere yürümek biraz zor, turu ya da en azından şehre iniş bileti almak avantajlı. Ama kasarsanız o da olur.
Ama inanın tavsiye etmem!
Yani az ya da çok tura ödediğiniz ücret dışında bir bütçe ayırın.

5- Mikonos çıldırmış olmalı: Bu noktada bana çok soru gelmedi de, ben kendi kendime isyan edeyim.
Biz “Mikonos’u biliyoruz” ukalalığımızla tur satın almadık.
Mikonos hep en pahalı adalardan biri, tüm Yunan adalarını görmüş olsam ‘en pahalısı’ diyeceğim. Euro bu kadar uçuk değilken bile Mikonos hep pahalı ve nakitle işleyen bir yerdi. Ama şimdi İstanbul’a dönmüş.
Şöyle ki…
Bu adalarda genellikle yıllarca gidersiniz pek çok şeyin aynı kaldığını görürsünüz, oysa Mikonos’ta da baya değişim var. “Aaaa o eski pastane gitmiş, aaa burası kapanmış” diye diye yürüdük.
Paraga her yıl gittiğimiz bir plaj, fiyatlar iyice artmış, pek çok ‘beach’te nargile servisine kadar başlamış.
Deniz kıyısında bir şemsiye iki şezlong 50 euro’dan ‘başlıyor’ ve 40 euro’da orada yemek içmek için harcama zorunluluğuyla geliyor bu paket mesela. 90 euro’ya denize giriyor, ortalama bir şeyler atıştırıyorsun.
Bizim hep gittiğimiz bir kumsal tavernası var, tatlı bir restoran, hep orada yemek isterim. Hem orada yemek yiyeyim, yani gittiğim beach’in para harcama politikasına mecbur kalmayayım, hem de Paraga’da bir şemsiyenin altında olayım diye tüm işletmelere şezlong fiyatı sordum. 30 euro’luk bulunca oturdum! 62 euro’da öğlen yemeğim, e içtiklerim, oluyorsun yine 100 küsur euroluk ama en azından istediğimi yedim.

ETS Tur ise satın aldığınız pakede göre üç ünlü plaja gidiyor: Paradise, Super Paradise ve Ellia.
Ben sonradan çektiğim fotoğraflara baktım ki şezlong ve şemsiye dahil 25, 27 ve 32 euro imiş. Yani mesela Ellia, daha uzak ama pek harika bir plajdır. İyiymiş.

Niko’s’ta musakka.

6- Hem gece, hem gündüz: Türlü tur seçenekleri var.
Bence en azından bir ya da iki yerin hem gecesini, hem gündüzünü görebileceğiniz turlar daha güzel. Çünkü yazın sıcakta plaj harika ama mesela Mikonos’un gecesi de pek güzeldir.
Bizim aldığımız tur Mikonos’a akşam üzeri vardığı için orada çok güzel akşam yemeği de yiyebiliyorsunuz ki bu hakikaten güzel bir şey.
“Niko’s Taverna’daki” kadar iyi musakka az yemişimdir.
Tasarım ürünlerinin satıldığı mağazalar pek keyiflidir, sanat galerileri hoştur.
Günbatımının keyifle izlenebileceği pek çok köşe vardır Mikonos’ta.

7- Rodos’ta ise her şey çok kolay: Rodos daha şehir şehir bir yer, çok kişi az sever. Ama orada da güzel vakit geçirmek mümkün. Yürüyerek istediğimiz plajda şezlong ücretli ya da ücretsiz denize girebilir, güzel yemek yiyebilirsiniz.
Senelerce Kukos’u çok sevdik, hem lezzeti, hem de mekânın kendi yapısıyla. Şimdi biraz farklılaşmış, arka tarafını otel yapmışlar, eski otantik havası biraz değişmiş. Yine de ‘galakto boreko’muzu orada yedik, kahve ile.
Merkezde turistik ya da sanatsal çok şey bulmak mümkün ama süper iyi restoran çok çok da kolay değil. Tamam adlı yeri çok kişi över, biz bu sefer de gidemedik. Ama gittiğimiz tavernadan acayip keyif aldık. Ta Petaladika. Servis biraz Yunan ağırlığında da olsa, Simi karidesleri de vardı, porsiyonlar da kocaman, musakkaya ölmedim, onun dışında her şey çok lezzetliydi. Tavsiye edebilirim.
Bu arada “Rodos’ta sık sık kulağınızı cır cır böceklerinin sesine verin” derim; ağaç ve ormanlık alan anlamında en yeşil adalardan biri Rodos.
Rodos’un en ünlü kahve-içki-atıştırmalık mekanlarından biri olan dev bir ağacın altındaki Aktaion’da da bir kahve ya da soğuk bir şeyler içebilirsiniz.

8- Çocukla nasıl?: Daha önceki cruise deneyimi yazımda, bence esas teenageler ve çocuklu aileler için cruise’un harika olabileceğini yazmıştım. Bu gemi daha küçük olduğu için çocuklar için diğeri kadar fazla oyun alanı vs. yoktu. Ama çocuklu ailelerin, diğer pek çok seyahat türüne göre daha rahat hareket ettiğini görmek çok mümkün. Bir de bence ve gördüğüm kadarıyla çocuklar için çok eğlenceli bir şey bir cruise gemisi ile seyahat etmek. İçerideki aktiviteleri saymadan bile.

9- Gemideki yaşlı ortalaması nasıl?: Ne kadar çok insan bunu soruyor. Ve şöyle: Herkes yaşlı mı?! Hey, ben de oradayım:) Cruise işi, çok duraklı yolculuklarda diğer pek çok seyahat aracına göre daha az yük getirdiği için -otelin, yemek yediğin ve seyahat aracın aynı yer sonuçta- daha çok yaşı ileri insanlar tercih etmiş yıllarca. Yine öyle bir rahatlığı var ama mesela bu seyahatte çok fazla genç çift vardı. Baya çok. ‘Çift’ derken… Kızlı, erkekli arkadaş grupları da vardı. Ama en çok gördüğüm birkaç tanıdık aile bir arada seyahate gelenler.

Rodos’tan bir masa.

10- Santorini: Çok ilginç bir geçmişi, hakkında efsaneleri ve gerçek hikâyeleri olan bir ada. Burada turizme verilen önem ve bu kadar kurak bir adada turizmin yaradılışı önemli, ders olabilecek bir konu. Bazı açıları var ki, çok fotografik. Minik butikleri, harika manzaralı restoranları pek hoş. Ancak adanın bir kısmı Oia (iya diye okunuyor) öyle. Adanın gerisi baya baya baya kurak.
Kartpostallarda o yok tabii.
Santorini’de ürünler şaraplık üzüm, kaktüs, fıstık ve çeri domates. Ama ünlü bir şarap, kaktüs çiçeğinden reçel ve likör yapıyor namussuzlar. O kuraklıktan bravo. Domatesten de mücver yapıyorlar mesela.
Perissa Beach’e gidiyorsunuz genellikle deniz için de; biz turla oraya gittik.
Özelliği volkanik yaşlardan oluşmuş siyah kumu.
Bu yüzden deniz suyu da, kim da normalden sıcak.
‘Beach’lerine oradan buradan kum taşıtan Türk girişimciler bunu nasıl atlamışlar bilmiyorum.

11- Gemi, adalar engelliler için uygun mu?: Bu soru da soruldu ancak tek yanıtım ‘sanmıyorum’ olacak.
Çünkü o dikkatle bakmadım.
Adalarda bence genelde zor. Ama şunu biliyorum ki, Rodos’ta da gördüm, sandalye kullananların kolaylıkla denize girmesi için aparatlar pek çok büyük Yunan adasında var. Ve çok insani.

12- İnternet: Geminin interneti yoktu. Kendi internetinizi kullanabiliyorsunuz ama denizde seyir alırken her zaman iyi çekmeyebiliyor ama genel anlamda internet iyiydi.

Plastik sandalye işinden o kadar sıkılmışım ki, gemide bu sandalyelere bayıldım.

13- Gemide yemekler iyi mi?: Çok seçenekli iki dev açık büfe var. Baya çeşitli ve lezzetli yemek var. Ama Türk yemekleri ağırlıklı Yunan değil. Ha benziyorlar o ayrı da:)

14- Fotografik bir tur mu?: Kimse sormadan söyleyeyim, Instagrama çok kare var!

15- Toparlarsak:
Tur da, cruise da sevenine güzel.
Ama yazın ya da muhtemelen baharda, ılık sonbaharda cruise pek güzel bir şey.
Tüm gün gezip yorgun argın geldiğin yer bir gemi oluyor.
Suyun ortasındasın.
Günbatımını gemide izlemek, kıyıya varışlar ve ayrılışlar.
Gemide, deniz kenarında, yıldızların altında yürüyüş yapmak güzel bir şey.
Deniz kenarında kahvaltı yapmak, gece yemeği denizde yemek de öyle…
Ve bir şekilde nasıl oldu bilmiyorum, ben hep özel bir alan varmış gibi hissettim o kadar kalabalık bir gemiye rağmen.
Her gün gemide gazete çıkıyor; gün batımı ve doğumu saatlerinden programlara pek çok bilgi orada yazıyor.

Bizim oda böyleydi.

 

6 Temmuz 2018, Çeşme-İstanbul