Nasıl Olunur bitti mi?
Hemen yanıt: Umarım hayır…
Neredeyse 7 yılın ardından 250’nci bölüme geldik.
Nasıl Olunur, 6 yıl 9 ay boyunca benim memleket derdim, benim anlama çabam, olan bitenden kaçarken sığındığım bazı insan-limanlar ve benim çözüm önerilerimdi…
Bu serinin bir podcast olmanın ötesinde pek çok hayata değdiğini, güzeleştirdiğini, benim kadar başkalarını da değiştirdiğini gördüm, duydum, dinledim, okudum… Ne mutluyum ki “250’nci bölüm için bana yazar mısınız?” dediğimde “aslında programı bitirmeyi düşündüğümü bilmeyen” 10 bini aşkın insan (10.000!!) bana mesaj yazdı.Binlerce! Ne mektuplar; Nasıl Olunur da biraz vesile olunca evlenenler, okul-iş-sehiş değiştirenler, öğrenen, merak edenler, nelerrrr neler…
E bu kadar mektup işleri değiştirdi.
Duyurmamıştım; final yayını yapacaktım ama o mektuplarla bu yapılamazdı, bırakamadım, biraz ara. Anlatıyorum…
Nasıl Olunur’un 250’nci bölümünde ben konuştum. Dinleyici sorularını bana Serdar Kuzuloğlu’nun bu alandaki rolünü üstlenen Sinan Hamamsarılar sordu:

Bu bölümde çok şey var. Biraz şikayet, fazlasıyla minnet… Bazı çağrılar, bir takım mesajlar…
Nasıl Olunur belki yakın bir gelecekte kitap da olur, -bölümde bir çağrı var- belki teknolojiden iyi anlayan, yenilikleri sıkı takip edenler sayesinde başka şeylere de dönüşür, bir buluşma kavuşma vesilesi de olabilir.
Çok doğurgan bir iş; canım Nasıl Olunur. Kısmet.
7 yıllık yoldaşlığınız için teşekkür ederim. Dinleyicilerime -dinleyen ve paylaşan, hele de bana mektup yazanlara-, konuklarıma, Storytel başta (Berk, Baturalp, Bulut, Ufuk ve Seda) yoldaşlarıma, aileme, patreon ve youtube destekçilerime teşekkür ederim; minnettarım.
Hadi 250’nci bölümü dinleyin.