Duygusal Halı Yıkamacılar gerçek mi?

ALAN SEÇ OKU, BÜTÜN İYİLER BİRAZ KÜSKÜNDÜR, Film, Hayata Dair, İlginç bilgi, İlişkiler, İnternet, İyiinsanlardavar, Komik, Müzik, Portre, RÖPORTAJLAR, Sadece blogda, Sanat, Türkiye halleri, Zamansız yazılar

Duygusal Halı Yıkamacılar… Onlar önce Ankara’da bilinen, ilanları dikkat çeken birer halı yıkamacı idi; Enver Özüstün belgeseli ile yavaş yavaş tanındılar ve “Bu adamlar gerçek mi?” sorusuna nail oldular! Benim de hikâyelerine çok severek Bütün İyiler Biraz Küskündür’de yer verdiğim Metin ve Taşkın Yüksek ile istedim ki yüz yüze tanışayım. Gittik, gördük, muhabbet ettik, şarkı söyledik… Ve gördük ki bizlerin olamayacağı kadar gerçekler. İşte Duygusal Halı Yıkamacılar ile geçen birkaç saatten minik izlenimler…

 

Onlar ‘Duygusal Halı Yıkamacılar’. Metin ve Taşkın Yüksek. Ankara’da iki kardeş halı yıkamacı. Cep telefonuyla sosyal medyayla işleri yok ama onlar birer kitapsever… Nietzsche’den Shakespeare’e, Hegel’den Seth Godin’e çok okuyor, okuduklarını halı yıkamacılığında kullanıyorlar!
Okuyor, yazıyor, dans ediyor, şiirlerle, şarkılarla halılar üzerinden evrene bir ‘sevgi köpüğü’ gönderiyorlar.
Onlar hakkında ilk önce gazetede bir yazı yazmıştım, ardından kitabım Bütün İyiler Biraz Küskündür’de yer verdim. Kitabı, ‘Sevgi çitilemesi, hepimize lazım’ başlıklı yazıyı okuyanlar onları hatırlayacaktır (sayfa 117). Onlar kitapta olsunlar çok istemiştim.
Geçtiğimiz hafta Ankara’ya gittim, sadece müze gezmek ve güzel lezzetleri tatmak için.
Ancak öncelikli üç istediğim vardı:
1- Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ni görmek (ki haklıymışım çok güzelmiş),
2- Duygusal Halı Yıkamacılar ile yüz yüze tanışabilmek.
3- Ankara döneri efsanesini anlamak.
Hepsi de oldu, şükür:)

UZAYLILARA BİLE AÇIĞIZ

Onları aradım. Kitabı onlara da götürmek istiyordum çünkü.
“Halı yıkama mevsimini kapattık ama muhabbete gelin, çok isteriz” dediler. (Hatta ertesi gün “Kanal D haber de size ulaşmak istiyor” diye aradım, “Uzaylılara bile açığız Nilay Abla” diyorlardı.)

Sinan ile ben, muhteşem zihin ve gönül açıcı, hücre yenileyen 2.5-3 saat geçirdik.
Bizi misafir ettiler, felsefelerini anlattılar, şarkılar söyleyip, şiirler okudular. Ünlü müşteri şarkılarını gecenin bir yarısı bile arayıp söylemelerini isteyenler oluyormuş, onlar da söylüyormuş.
Onlar anlatırken ben “Ya birileri içip içip eğlence olsun diye de adamları uykularından uyandırıyor olabilir. Yani bir saatte muhabbet ediliyordur onlar hakkında… Arıyorlar adamları da rahatsız ediyorlar” diye düşünüp biraz da kızdım açıkçası.
Ama Taşkın’ın tavrı öyle olgun ki, “Haklılar. Bu bize de bir şey öğretti, gün 24 saat. Niye günü kalıplarla yaşıyoruz ki. Onların zamanı da zaman, gece 2 de normal.”
Metin zaten bu konuda dertsiz, “ilk önce zor geldi, uykumdan uyanıyorum ama ben de keyif alıyorum, muhabbet ediyoruz” diyor.


BU ADAMLAR GERÇEK Mİ?

Onları uzaktan tanıyıp videolarını izleyenlerde farklı tepkiler oluyor…
Kimi “Gerçekler mi ki?” diyormuş, kimi klasik “Bu neyin kafası?” sorusunu soruyor.
Ancak ben Ankara Üniversitesi’nde dersler veren, onların da sık sık “Hocam” diye bahsettikleri Enver Özüstün’ün belgeselinden gayet hissetmiştim gerçekliklerini.
Evet farklılar, evet ilginçler ama çok içten ve gerçekler de aynı zamanda.
Onları dinleyip mantıklarını kavrayınca daha da iyi hissediyorsunuz bunu.

Enver Özüstün’e de onları tanımama, tanımamıza yol açtığı için müteşekkirim. Öyle muhteşem bir belgesel yapmış ki, onları bu kadar iyi yansıtır.
Biz Metin ve Taşkın ile baya muhabbet ettik. Sonra arka bahçelerinde bir de ünlü ‘Müşteri Şarkısı’nı seslendirdik. Şarkıyı Taşkın yazmış, o yüzden -sonuna doğru sesi çatallansa da- daha hakim şarkıya.

Metin ise yeni çıkardıkları “:)” rap müzik türündeki parçalarında (Mc Duygusal) çok daha iyi. Bu arada başrolünde Metin’in oynadığı, çekimlerini Taşkın’ın yaptığı (gerçekten iyi çekimler biz fragmanını izledik) “Bilinmeyen Tokaçlı Türk” adlı belgeselleri de çok yakında yayınlanacakmış.
Onları tanımayan kitabı okusun ya da youtube’u açın Enver Özüstün belgeselini izleyin. Muhteşemler!

Bu da Sinan ile bana Duygusal Halı Yıkamacılar’ın şiirli vedası…

Ben onlar hakkındaki yazımın spotunu şöyle yazmıştım: “Onlar Ankara’da iki kardeş halı yıkamacı; okuyor, yazıyor, dans ediyor, şiirlerle, şarkılarla halılar üzerinden evrene bir sevgi köpüğü gönderiyorlar. Biraz ‘yüksek kafalar’ ama gündem belli, hepimize lazım…”

Sizce de öyle değil mi?

Onlardan öğrendiğim daha çok şey var ama bir yazı için çok video oldu, sonraki yazılara:)

  • Nilay Örnek, 8 Ocak 2018, Ankara tanışması üzerine…
  • Ana görsel ve benim de içinde olduğum fotoğraflar: SİNAN HAMAMSARILAR
  • Diğer videolar, ben:)