Bir zamanlar Sabah Gazetesi

ALAN SEÇ OKU, Gazetecilik, Sadece blogda

Dinç Bilgin dönemi Sabah Gazetesi, İkitelli’deki bina… Merak edenler, orada çalışmış olanlar bu kısa videoyu izlesin…

O zamanlar cep telefonlarının, sosyal medya araçlarının dönemi değil. Internete bile ‘gürültüyle’ bağlanıyoruz. Dinç Bilgin (bunu sonradan daha da iyi anladık) dönemin en teknoloji meraklısı patronu. Yeni teknoloji, bilgisayar, teknik ne varsa gazeteye, televizyona sağlanıyor. 5 sene sonunda Milliyet’e başladığımda, teknolojik olarak amiyane tabirle ‘attan inip eşeğe binmiş’ gibi hissetmiştim. Hoşgeldin mavi ekran!

Ortam, belki ben o dönem çok da küçük olduğumdan öyle geliyor, ‘havalı’. Şöyle; bu videoda bile öyle insanlar var, gazeteciliğe ‘Kurt Cobain hırkasıyla’ başlayanlar bile bir süre sonra başkalaşmış halde işe gelip gitmeye başlıyor. 6 ayda bir çift maaş var. Servisi kaçırdın, minibüsle gelemedin, taksiyle geliyorsun, masraf yazıyorsun… Öyle zengin bir dönem:) Çalışan bilir bunun ne demek olduğunu. Bir de arada sırada yazıişlerini eğlenceye götürüyorlar. Bu da bugünden bakınca garip. Ama Günay’a falan gittiğimi hatırlıyorum. Bülent Ersoy’u falan 18 yaşımda, kotla izliyorum.

Ben Sabah Gazetesi’nde çalışmaya 90’ların ortasında, sonuna doğru başladım. Açıkçası çok çalıştım, çok getir-götür yaptım, kapıdan kovdular (gerçekten), bacadan girdim! Ama “kaldım”; kalmak önemliydi.

Marmara İletişim Fakültesi’ne 16 yaşında girmişim, ikinci sınıfın yazıydı galiba staj için Sabah Gazetesi’ne gönderdiler beni. Çok iyi hatırlıyorum babam bıraktı beni İkitelli’deki binaya. Üzerimde beyaz şort ve beyaz tişört, kolumda da tenis bilekliği! Tenis oynuyorum profesyonel o dönem, işe hele de ilk güne niye öyle gidiyorsam. Almadılar zaten beni içeriye. İnsan Kaynakları’na telefon ettiler ve onlar da “Stajyer kadromuz dolu” dedi. Bitti!

Okula döndüm, “Almıyorlar beni” dedim, “Naylon bir belge hazırla getir” dediler! Şahane! 17 yaşında benden ne solcu, ne entelektüel olacaksa, beğenmiyorum Sabah’ı, fan fin fon geliyor. Ben Cumhuriyet’te, Yeni Yüzyıl’da çalışmalıyım. Ama almadılar ya beni, hırslandım. İlla gireceğim. M. Nuri İnuğur vardı, Allah rahmet eylesin, kaç kuşak iletişimciye ‘Basın Tarihi’ni o öğretmiştir. Beni de pek severdi. Ona gittim, anlattım. Bana bir kart çıkardı, kendi kartviziti. Can Ataklı da bizim okuldan imiş. Arkasına “Canım oğlum Can, Nilay Örnek okulumuzda birincidir, onu al, pişman olmayacaksın” yazdı.

O kartla (şaka gibi, bugün olsa yapamam) günlerce gittim geldim, Can Ataklı Fransa’daydı bekledim. O dönem Ataklı haber merkezinin başında (Fügen Ünal Şen, Teoman Erol, Kadir Kaymakçı, Bengüç Özerdem gibi isimler orada). Ergün Babahan, Yazıişleri Müdürü. Zafer Mutlu çok az gelip gidiyor. Bana “Sen yazıişlerinde bir salın” dediler. Salınış o salınış. Fettah Yazar vardı bana çok sahip çıkmıştır; Teoman Erol haber yazımı gösterdi, Necdet Doğan yazdıklarımı düzeltti çok zaman; Tufan Aksoy ile sayfa çizdim… Tufan Abicim; bugünün sayfa sekreterlerini bilmem, o döneminkiler derin entelektüel insanlarıydı. Tufan Abi’nin seyahatlerini, Cumhuriyet bulmacalarını, okuduğu kitapları, bana kattığı derinliği unutamam. Küçük tavşanıydım onun. Çok sahip çıktılar bana, hevesime, heyecanıma. Allah için ben de çok çalıştım. O günleri biraz şurada anlatmışım.

Neyse uzatmayayım.

Geçen senelerde annemin evinde, kitaplarımın biri arasından o dönemin fihristini buldum. Medya Plaza Telefon Rehberi, 1998 Ağustos’una ait. Tüm Sabah, Yeni Yüzyıl, Ateş, Fotomaç, Yeni Asır, Bugün gazeteleri; ATV çalışanları ve dergilerde çalışanlar. Fast Break’ten Vizyon’a, Esquire’dan House Beautiful’a, Cosmopolitan’dan Sofra’ya pek çok dergi… Sabah, ATV, Yeni Yüzyıl ve dergilerin efsane dönemleri… Siyaset Meydanı’nın olduğu zamanlar… İnanılmazdı bu keşif. Kimler kimlerle aynı binalardaymışız. Kimini hatırlıyorum, kimi hiç aklımda kalmamış. O da burada.

Geçenlerde de, Corona günlerinde ev temizliği, düzeni yapıyoruz. Evde CD oynatıcı yok, bulduğumuz bir aletle CD’leri bilgisayara aktarıyoruz. Bir kaset yani CD buldum. Parça pinçik içinde yok yok… Kısa bir bölüm de 2000 haziranı Sabah Gazetesi. Tayfun Devecioğlu yayın yönetmeni olduğuna göre, Sabah’ın Nişantaşı’na taşınmasından kısa süre önce. Ufuk Güldemir döneminden hemen sonra… Ya da emin olamadım. Belki de Tayfun Devecioğlu hâlâ ekonomi müdürü… Ben hiç yokum, çekim yapıyorum. Çok çocuğum, saçma saçma konuşmuşum. Ama iyi ki çekmişim. Bazı dostları görmek iyi geldi. Cüneyt Toros, Açıl Sezen, Gamze Reisoğlu, Ayşe Deniz Poyraz, Burcu Yakar hâlâ görüştüğüm dostlarım. Ne dönem. Gençliğimiz var! Ama bu videoda olmayan o kadar ‘oranın, o dönemin insanı’ da var ki… Keşke daha fazla kayıt olsaydı.

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.