Sosyal medyada izleyici satın almanın da bir raconu var artık!

İnternet, Psikoloji, Sadece blogda, Sosyal medya, Sosyal psikoloji, Sosyoloji, Teknoloji, Türkiye halleri, Zamansız yazılar

Sosyal medyanın bir iş kolu olması da yeni değil, insanların burada da izleyici-beğeni satın alması da… Yeni olan bunun artık çaktırmadan, nabzı artırmadan yapılabiliyor olması. E devir organik devri, bu iş de öyle olmalı di mi? Peki neden? Şart mı? Ve bu keyfimizi kaçırır mı?

Twitter ve trolleri, yumurta kafaları geçtim.
Instagram’daki pek çok kişi de artık ‘hormonlu’.
Eskiden çeşitli sitelere girip kullanıcı adlarına bakınca ‘anormal’ izleyici çıkışları, Instagram’daki fotoğraflarına bakınca da aniden gelen 500, 1000 beğeni ‘tak’ diye görülüyordu.
İzleyicileri değil de, ‘like patlamalarını’ ben bile anlıyordum yani…
Şimdi artık o da rayına oturtulmuş.

MESALA SOCIAL BLADE DİYE BİR SİTE VAR…

Geçen bir ‘bilenin’ anlatmasıyla haberdar oldum, https://socialblade.com/ adlı bir site var mesela. Oraya ya da bir benzeri siteye bir isim gir, sonra da etkin olduğu mecradaki 6 aylık yükselişine bak…
Haftanın her günü 3-5 izleyici artan ya da hatta izleyicisi düşen biri, haftanın belirli iki günü 300-600 izleyici artıyor. Yavaş yavaş istikrarlı, nabız yükseltmeden…
E siz Instagram’a mesai bile harcamayan, saçma sapan fotoğraflar paylaşan bilmem kimin artışını ‘çakabilirsiniz’ de, zaten 47 bin kişi tarafından izlenen birinin 1-2 haftadan 52 bine yükselmesinden şüphelenmezsiniz…
Ya da zaten 600 bin izleyicisi olan kişinin 700 bin olması garip değildir.

‘DOSTLAR BİZİ ÇOK LIKE İLE GÖRSÜN’

Kiminin nedenini gerçekten anlayamıyorsun, zaten iyi, zaten çok izleyicisi de var; niye ‘daha çok’ istiyor?
İşin içine bir iş potansiyeli, para kazanma isteği (yeni ekonomik durumumuz da malum, herkesi başka test ediyor) ya da “Bana hediyeler gelsin de Instastroy’ye koyayım” isteği girince işte işler değişiyor…
Ama Tarsus’taki bir ev kadını da bunu yapıyor, zaten şöhretli bir şarkıcı ya da gazeteci de… Belli ki onlar da ‘beğeniliyor’ gibi görünmek istiyor…
Dostlar bizi çok like’la görsün! Hepimizin isteği…
Ha bir de ‘yorum’ satın alanlar varmış ki, yani sadece “Böyle de bir şey var” deyip geçeyim.
Egolar, egolar… Legolar gibi birleşerek büyüyorlar.

TIK, TIK BASARAKTAN…

Bundan bize mi ne?
Keyfi kaçıyor her şeyin.
Nasıl ki bir haber sitesi daha çok ‘tık’ uğruna daha soyunuk kadın görselleri kullanmaya, her şeyi galerilerle anlatmaya, her haberde bize ‘şok’ geçirtmeye, gözümüze ‘flaş flaş flaş’, ‘son dakikalar’ çakmaya başladı… Hemen anlamadık ama o zaman bitti.
Önce diğer siteler baya baya ‘kınadı’.
İnadına ayrı duruldu, “Herkes nasıl tık aldıklarını biliyor” diyerek uzak durdular, duruşlarını bozmadılar, herkesin bunu göreceğini, ‘o durumun’ aşağılanacağını, değer görmeyeceğini düşündüler.
Ama öyle olmadı. Baktılar “Dur” denilemiyor, ‘tık’sız reklam gelmiyor, böyle yarışılmıyor herkes ‘tık’ manyağı oldu.
Bugün bir restoranın kapanmasıyla, önemli birinin vefatı aynı şok başlığı altında…
Duygularımız alınıyor, şaşkınlıklarımız azalıyor sonuçta ‘her şey olunup rezil olunmayan ülke’ (Murathan Mungan) kıvamına böyle geliniyor.
Çünkü doktor da olsa, berber de, bu ülkede bir işin en iyisi değil, reytingi en yüksek olanı kazanıyor.

Görsel: Mo’men EL Siwi

 

* Bu yazı aslında çok uzun bir yazıydı… Spordan sanata, gazetecilikten sosyal medyaya ‘sahtekarlığı’ içselleştirmemizi anlatan. Ama iki üç kişi “Ya ne olur şunu içinden ayır da yaz” deyince çektim çıkardım. Ama serinin devamı gelecek…

* 2 Haziran 2017, İstanbul

  • Görseller sanat yönetmeni Mo’men EL Siwi tarafından yapılmıştır.