Türkiye’nin en büyük koleksiyoneri kim?

Gazete yazıları, İlginç bilgi, Kitap, Sanat, Türkiye halleri

Sahi Ayşegül Tecimer vardı… Sabancı koleksiyonu nasıl oluşturuldu? Bir dönemin zenginleri kimlerdi, kimler hangi tabloları aldı, sattı? ‘Portakal’ın Yüz Yılı’ adlı kitap Türkiye’nin yakın sanat, antika, koleksiyonerlik geçmişine dev bir ışık hüzmesi tutuyor.

portakal 2
Raffi Portakal

Malum; Portakal Sanat ve Kültür Evi, müzayedecilik alanındaki 4 kuşak ve 100 yılı 4 ayrı kitapla kutluyor.
Sonra Enis Batur’un Raffi Portakal ile yaptığı nehir söyleşinin kitabı “Portakal’ın Yüzyılı”nı elime bir aldım. Ve bırakamadım.
Çiçek dürbünü gibi, birleştikçe ya da açıldıkça yeni mevzuular ortaya çıkıyor.
Ama tabii Raffi Portakal bir ‘karakter’.
Elimde kitabı gören kimileri onun enerjisi, hareketliliği, ‘yüksek kafasından’ ilham almış, kimi de zamanından o yüksek enerjiden muzdarip, hemen ‘dedikoduya giriyor’. Ben ısrarla “Okuyun” diyorum…
Kitap, özellikle de her türlü koleksiyonerlikle, el işçiliğiyle, eski İstanbulla, Türkiye’nin yakın dönem sanat hayatı ve bunun piyasasıyla, iş dünyasıyla, ülkenin ‘gerçek’ sosyetesiyle ilgilenenler için bir maden. Not not anlatayım:

ÖNCE EV MÜZAYEDELERİ VARDI

***** Yervant Bey 1914’te müzayede işine girişmiş, oğlu Aret Portakal mesleğin önde gelen figürlerinden olmuş, torun Raffi Portakal da yarım yüzyılda kurumsallaşma sürecini tamamlamış. Ve şimdi aile geleneğini Maya Portakal Bitargil sürdürüyor. Kitap bu geçişi harika bir dille, o günlerin ortamını yaşatarak anlatıyor.

***** Müzayedeler eskiden evlerde… Son Osmanlılar, köşk ve yalılarda düzenlenen ‘ev müzayedeleri’yle satıyorlar eşyalarını. İlk alıcılar, yalılardan çıkan eşyalarla evlerini donatan Cumhuriyet’in yeni zenginleri.

Yıl 1992. Portakal'ın 100 Tablo Müzayedesi'nde yoğun telefon trafiği yaşanıyor.
Yıl 1992. Portakal’ın 100 Tablo Müzayedesi’nde yoğun telefon trafiği yaşanıyor.


TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK KOLEKSİYONERİ

***** Raffi Portakal insanları yürüyüş, tavır ve giyimleriyle anlatıyor; karaktere bürüyor. Ara ara sevilenlerin kayırıldığını hissediyorsunuz. Yani sırf kitaptan bilsek Erdoğan Demirören ya da Turgay Ciner hakkındaki intibamız ‘çok sevilen birer sanat aşığı’ olabilir!

***** Bir arkadaşım Demirören için “O kadar çok tablosu var ki, evinde dolapların arkası bile çok önemli eserlerle dolu; paketleyip oraya koyuvermişler” diyordu. Portakal’a göre Erdoğan Demirören bugün Türkiye’deki en büyük koleksiyoner.

***** Kitabın tasarımı Bülent Erkmen’e ait. Enis Batur her bölüm başında bir faydalı ve lezzetli bir girizgah yapıyor; sonra kısaca soruyor. Portakal uzun uzun rakı masasında on yıllık arkadaşına anlatır gibi; rahat.

BEZMEN’DEN TAVİLOĞLU’NA

***** Mustafa Taviloğlu tam bir koleksiyoner karakteri! Erol Aksoy ile arkadaşlığı da etkili. İyi takip ediyor, emek veriyor, takip ediyor ama kıskanç, alamadığını aldırmıyor da… Peki Portakal’dan aldığı o gümüşleri bir çuvalla niye geri gönderdi? Halil Bezmen, Sabancı’ya sattığı fermanların çerçeveleri çıkarınca ne oldu? Kitapta ilgilisinin büyük keyif alabileceği, “Aaaa öyle miymiş?” diyeceği dedikodular var.

***** Kitapla ilgili en sevdiğim şey; hangi eser kimden kime geçti meselesi. Hatta biraz kafayı kırdım galiba bir çizelge yapacağım! Kim kimden ne almış; kim kimi koleksiyona başlatmış. Kimin koleksiyonu, hatta müzesi kimlerin koleksiyonlarından oluşuyor… Hiç düşünemeyeceğimiz koleksiyon tipleri ve uzmanlıklarını öğreniyoruz. O kadar iyi bir kaynak ki bu açıdan kitap!

2 MİLYON DOLARA ÇIKIŞ!

***** Şeker Ahmet Paşa’nın Meyveli Natürmort’unun 1961’de Teşvikiye Palas’ta, Vuslat Sadıkoğlu tarafından bin liraya alınıp 50 yıl sonra, bir başka sahibi tarafından tam ‘2 milyon dolara’ satılması bir konu. “Bizim dünyamızda asıl öykü bu!” diyor Raffi Portakal …

Şeker Ahmet PaŞa'nın Meyveli Natürmort'u; 2 milyon dolara satıldı.
Şeker Ahmet PaŞa’nın Meyveli Natürmort’u; 2 milyon dolara satıldı.

***** Metin Mızraklı oryantalist resim konusunda eşsiz. Mardo Zeytinyan, Kobe Bryant’a bile yüzük satan bir adam. Ya da Mesut Hakgüden gibi kimi film olacak karakterler. Muhtar Katırcıoğlu, Türk harita koleksiyonculuğunun tohumlarını atmış; mönü ve kartvizit koleksiyonu da varmış. Şevket Rado, Ferit Edgü gibi isimler. Az bilinen, ‘gerçek’ koleksiyonerler… Ya da en iyi altın varak yapandan, en iyi cila ya da goblen yapana ‘ustalar’; yine bu kitapta.

EDİP CANSEVER’İN DÜKKANI

***** Hüseyin Kocabaş, Bursalı tekstilci, Sadberk Hanım Müzesi Rahmi Koç arkeoloji koleksiyonunun tamamı ona aitmiş, keşke onun ismi verilseymiş bir bölüme… Kitaptan öğreniyorum.

***** Bir dönem Kapalıçarşı satış taktikleri ilginç konulardan biri. Edip Cansever’in de Kapalıçarşı’da dükkanı varmış, Portakal bundan bahsederken “Şiirlerinde de eşya görünür” diyor.

***** “Türkiye’de portre sevilmiyor” diyor Portakal. Cengiz Çetindoğan’ın portre koleksiyonu var. Çetindoğan baya iyiymiş ama ofisten çıksa daha çok daha iyi bir koleksiyoner olacakmış:)

SABANCI KOLEKSİYONU

***** Ve satarken ağlayanlar… Boşanıp eserlerini eşlerine bırakmak zorunda kalanlar. O kadar iyi anlayabiliyorum ki… Hatta birinin koleksiyonunu bir bütün olarak alan kişiye bir taraftan sempati duyuyorum. Oluşturulan bütünü bozmayıp koruduğu için. Ama kızıyorum da biraz. Hazıra kondu diye… O kadar etkilendim ki Mehmet Rado koleksiyonunu yeniden toplamaya çalışabilirim!

***** Kitapta ‘antika’ denince hâlâ ülkede ilk aklına gelen isimlerden Ayşegül Tecimer’den de övgüyle söz ediliyor; meraktayım sahi Tecimer’e ne oldu?

Ayşegül Tecimer efsanevi pozu ile..
Ayşegül Tecimer efsanevi pozu ile..

***** Sabancı koleksiyonun oluşturulması kitapta önemli bir konu. Halil Bezmen, Ali Koçman, Şevket Rado gibi isimlerin koleksiyonları Sabancı koleksiyonunun temel taşları, bunu görüyoruz.

***** Osman Hamdi Bey’in eserlerinin yolculuğu kitabın doğal seyrinde… Bir tablosunun Kuranları yerde gösterdiği için satılamaması ya da Kaplumbağa Terbiyecisi’nin maceraları.

MÜZAYEDECİ ÇAPKIN OLUR

***** “Müzayedeci çapkın olur” gibi cümleleri var. Kendini saklamıyor Portakal. Hırsını görüyoruz. Demirören’in yalısının yandığı akşam geçmiş olsuna koşmasından, “Arkadaşlara fiyat yüzde 5 fazla söylersin ki indirim yapabilesin” gibi tatlı itiraflarına ilginç bir açıklıkta görünüyor Portakal kitapta. Koleksiyonunu bağışlayana kızıyor mesela.

Ömer Koç
Ömer Koç

***** Son dönemin en popüler ismlerinden Ömer Koç da (http://wp.me/p79ANb-en ), Şefik Atabey koleksiyonundan kitapları alışı, İznik porselenleri ve kurmak istediği çağdaş sanat müzesiyle kitapta. Atabey’in 15.-19. yüzyıllar arasında Osmanlı dünyasına ilişkin 1300 parçadan oluşan kitap koleksiyonu malum benzersizdi!

***** 500 küsur sayfalık kitap makul gibi görünse de her dakika çantada taşımak için baya ağır. İnsanın notlar alacağı sayfaları yok; olsa süper olurdu. Ve en önemlisi ve insanı deli eden yanı, bir indeksi yok! Yüzlerce -onlarca değil- ilginç isim ve karakter var ama sonra ara ki bulasın! Ben Doğan Kitap yerinde olsam bu kitap güzel, bunu böyle şık tutup aynı içerikten farklı bir editöryel kafayla 3 ayrı kitap daha çıkarabilirim.

PORTAKAL 14

  • Bu yazı, 1 Mart 2016 tarihinde Nilay Örnek’in Sözcü gazetesinde yayımlanan köşe yazısının çok daha uzun halidir.