Türkiye’de gerçek iyiler biraz küskündür…

Gazete yazıları, Hayata Dair, İlişkiler, Psikoloji, Sosyal psikoloji, Türkiye halleri, TV

Türkiye’de bir konunun ünlüsü olma konusunda bir çıta var sanki.
O çıtayı geçene kadar ne yaparsan yap fark etmez.
Sen yaparsın, bakılır ama görülmez, görülse de senden bahsedilmez, adın zikredilmez. Ama ola ki aynı şeyi, hatta binde birini o çıtayı geçen ‘konforlu alan’daki biri yapmaya görsün.
Tüm alkışlar, ışıklar ona döner.
Çıtanın altında kalanı duysa bile kulak ardı eden kalabalıklar, diğerine göndermeler yapmalara doyamaz!

ÇETENİ KURDUN MU…

O çıtayı geçmek için ‘en iyi’ olmaya da gerek yoktur her zaman.
En iyi yemeği o kişi yapmıyor olabilir ama en iyi iletişim ağını kuran, en ağırdan satan, ‘çetesini kuranın’ yemeği ‘en lezzetlidir’.
Biz her işin en iyisini değil, en adı duyulmuşunu seçmeyi seçeriz.
Temele inmeyi, özünü araştırmayı pek bilmeyiz.
Belki de bu yüzdendir, televizyon programlarındaki konukların, gazetelerdeki ‘en iyileri’ seçen jürilerin hep aynı insanlar oluşu…
Medyaya bakarsak müzikten (hem de her türünden) sadece 5 kişi anlıyor, 4 kişi diyet önerisi verebiliyor, 3 kişi tarih biliyor, 6 kişi moda uzmanı…

turkuye unluler
İllüstrasyon: Ryan Peltier

GERÇEK İYİLER KÜSKÜNDÜR

Ve belki de tüm bunlar yüzünden, bizdeki tüm gerçek iyiler, gerçek ‘dolular’ biraz küstür.
O çıtayı geçmek için çok farklı değişkenin saçma bir şekilde bir araya gelmesi gerektiğini anlamayan, kabullenmeyen, hızla o çıtayı atlamak isteyenler bir süre sonra ‘deli danalara’ döner.
Esas tehlikedekiler, kimi zaman da tehlikeli olanlar onlardır.
Onlar sürekli çıtayı aşmak ister, aşamadıkça hırslanır, hırslanıp hırçınlaşınca ‘gerçekliklerini’ unuturlar.
O hırçınlık kimi zaman adlarını hızla duyurabilir ama ‘cool’ duruşu bozmamak da gereklidir.

TÜRKİYE’DE HAD SAFHADA

Böyle şeyler tüm dünyada oluyor ama Türkiye buna damgasını vuruyor!
Türkiye’de başarılı olanı aşağıya çekmek istemek de, insanları olduklarından büyük ya da küçük göstermek de, bir işin ilkini, aslını, iyisini, hasını yapanı araştırmamak, ‘görmemek’ de hat safhaya ulaşıyor.
Entelektüel kesimin ‘life style’ tabir edilen her şeyi aşağılaması da, sanal şişirmelerin popülerliği de bir tür ahmaklığa dönüşüyor.
Sadece siyasal iklim değil bu da bizleri karartıyor.
Çevrenize bakın; iyi olanı takdir etmekten, güzele güzel demekten, kıymet vermekten, emek hırsızlığı yapmayana, kaynak gösterene saygı göstermekten çekinmeyin. (Çok ilgili bir yazı için http://wp.me/p79ANb-iN )

İllüstrasyon: Ryan Peltier
İllüstrasyon: Ryan Peltier

* Bu yazı 9 Mayıs 2015’te Nilay Örnek’in Sözcü Gazetesi’ndeki köşesinde ‘Gerçek iyiyi takdir etmeyen ahmaktır’ başlığıyla yayımlanmıştır. Maalesef yazıda bahsedilen hal uzun zamandır vardır ve maalesef uzun dönem de geçerliliğini koruyacaktır; ya da öyle görünüyor.