Saldırıların yarattığı ruh haline karşı ben neler yaptım?

Hayata Dair, Psikoloji, Sadece blogda, Sosyal psikoloji, Türkiye halleri

İyi iş yapan, emekçi olan, şu dönemde hâlâ doğruyu yapmak isteyen insanları gör, göster, sev, destekle, paylaş; inan iyi geliyor! Biri sana da bunu yaparsa, daha da iyi…

 

Bu kadar şeyden sonra…
Televizyonlar dünya saçması şeylerle dolu. Oysa bize neyin iyi geleceğini söyleyebilen, en azından yardımcı olmaya çalışan, ‘kalıcı’ ya da ‘kalıcıya en yakın’ çözümleri üretebilen psikologlarla, psikiyatrlarla, empatisi yüksek insanlarla dolu olmalı sanki.
Gizliden ya da açıkta çoğumuz iyi değiliz.
Mutsuzluk, umutsuzluk, korku, sinir, panik, uyutulmuşluk hissi, hatta vicdan azabı, derin üzüntü, vücuda vuran marazlar…
Tiyatrocu İbrahim Selim, röportajımızda “Çoğumuzun kalbi kırık ve bu bizi yavaşlatıyor” demişti; hiç olmazsa bu var; bir ağırlık…
Peki nasıl iyi olacağız?
Nasıl iyi olacak, nasıl ayağa kalkacak, nasıl yaralarımızı saracak, nasıl devam edeceğiz?
İyi olmamız için ‘bizden öte’ bir şeyler olması, yapılması gerektiği aşikâr.
Çözüm ‘istenildiği’ sürece mümkün.
Ama anladık; o beklediğimiz huzur, barış, sükunet, birlik, neşe hemen gelmeyecek.
Peki nasıl iyi olacağız?

BEN DE İYİ OLMAK İÇİN UĞRAŞTIM

Yemin ederim son 1 yılda çok şey yaptım.
Çok çalıştım, ‘mış’ gibi yaptım, seyahate çıktım, yazdım, yemek yaptım, yemek yedim, çok yedim, çocuklarla vakit geçirdim, sevebileceğim insanlar buldum, o insanların kimiyle tanıştım, emeğe saygı duydum, işini iyi yapanları görmeye göstermeye çalıştım, onlarca tiyatro oyununa gittim, seramik yapmaya başladım, müzik dinledim, belgesellerin kraliçesi oldum, uzay-evren temalı kitaplara sardım, yürüdüm, arkadaşlarla buluştum, Instagram’a sarıldım, ağladım, durup dururken ağladım, yazdım, çiçek ektim, ev temizledim, ev düzenledim, yüzdüm, sergilere gittim, tembellik yaptım, televizyona mal mal baktım, twitter’ı kendime yasakladım, O Ses Türkiye bölümlerini kaydettim, isyan ettim, yazdım, ‘sitilim-kıyafetim-magazinim’leri izlemeye çalıştım (olmadı), tespih aldım, yazdım, yedim, içtim, göğe baktım, sesli kitap dinledim, kendime işler çıkardım, Netflix’in tüm belgesellerini sıradan izleyip bir ayda 800 GB harcamayı başardım, alışveriş yaptım, yazdım, gezdim, öğrendim, anneme sarıldım, öptüm, kardeşime sarıldım, yazdım, sevdiğimi kucakladım, haber kanallarını bıraktım, tartışma programlarını çoktan bırakmıştım, whatssapp gruplarını sessize aldım, konuştum, uyudum.
Her ‘olaydan’ sonra bir şeyler yaptım.
Yapmaktan, kaçmaktan ya da üzerine gideceğim, dimdik duracağım demekten yoruldum.
Her şey sırtıma vurdu, fizik tedaviye başladım.
Yılbaşına girerken de ‘süper’ değildim, sabah uyanınca da beter oldum.
Hele de Beyoğlu’nda yaşıyorsanız her şeyden bir miktar daha fazla etkileniyor, eve daha bir hapsoluyorsunuz.
Ama öğlen bir hal geldi.
“Bana bunu yapamayacaklar” diyordum soğuk ve boş sokaklarda yürürken.
Eve geldim; yapmak istediğim işler listeleri hazırladım.
Yine yazıyorum.

  • iyi gelsin diye başkaları neler yapıyor? Okumak için http://wp.me/p79ANb-O2
  •  llustrasyon, Erhan Cihangiroğlu’nun eseridir.
  •  2 Ocak’ı 3 Ocağa bağlayan gece, İstanbul Reiana saldırısının ardından…

İlgili yazılardan bazıları

 

Kaybolan canlarınızdan müessesemiz sorumlu değildir! http://wp.me/p79ANb-6v

Kalkmaya çalıştığı anda yumruk yiyen boksörleriz http://wp.me/p79ANb-x4

Anne üzgünüm ama..http://wp.me/p79ANb-3Y