Siz hiç köpek imha makinesi gördünüz mü?

Çevre, Fotoğraf, Gazete yazıları, Hayvanlar, İlginç bilgi, Sanat, Şehir, Türkiye halleri

 Ben fotoğraflarını gördüm! Ama bunun yanı sıra bir dönemin İstanbullusu’nun büyük köpek sevgisine de tanık oldum. Anlatayım…

Şimdilerde takıntı halinde izlediğim, evrenin tarihini ve bugününü ele alan belgesel Kozmos’ta da, ‘yutarak okuduğum’ Sapiens’te de köpeklerin ayrı bir yeri var.
Çünkü köpek ilk evcilleştirdiklerimiz, ilk dostlarımız.
Biz onu beslemişiz, o bizi korumuş; bize arkadaş olmuş.
Binlerce yıl öncesinden gelen bir yakınlık var ya, köpeklerle ilişki bir başka oluyor.
Eski İstanbul fotoğraflarına meraklı herkesin dikkat ettiği, sıkça gördüğü bir şeydir sokak köpekleri. Seyyahlar İstanbul’u hep bu köpeklerle resmetmiş, hep öyle anlatmış.

9e693fcd-1617-403c-b652-9e9de92cd5a6

KÖPEKLERİN ALTINÇAĞI

Fetih’ten Tazminat’a uzanan 400 yıllık dönemde köpekler kentte altın çağlarını yaşamış.
Müslüman halk, köpekleri evde beslemiyor ama “Allah’ın yarattığına” ilgide de kusur etmiyor, onu elinden geldiğince besliyor. Dişi köpeklerin ya da yavrularının barınması için evlerinin önüne minik kulübeler yaptıranlar da var, sokaklarda et ve sakatat satanlardan ucuz malzeme alıp köpekleri sevindiren de, ölümünden sonra belli sayıda köpeğin beslenmesini vasiyet eden de.
O dönemin köpekleri de hem bekçi, hem de çöpçülerin olmadığı durumda artıklarla beslenen birer temizleyici, birer mahalle sakini.

 Köpekleri elektrik akımıyla yok eden makine.

Köpekleri elektrik akımıyla yok eden makine.

‘İSTANBUL MEĞER KÖPEK DOSTUYMUŞ’

Ama II. Mahmud dönemindeki modernleşme dalgası ve yabancı devletlerin güdümüyle gelen biçimci uygulamalar ‘köpeklerin itlafını’ uygun görmüş.
Ama Pierre Loti’nin anlatımına göre “Hiçbir Türk bu küçültücü işi üstlenmek istememiş”, serseri ve haydutlardan oluşan bir çete demir çubuklarla köpekleri toplamış ve köpekler Hayırsızada’ya (Sivriada) sürülmüş.
Sonrası hazin bir köpek itlafı hikâyesi.
Pierre de Gigord koleksiyonundan alınan, 1923 yılına ait fotoğraflar dehşet verici; sokak köpeklerini karbondiyoksit gazıyla, elektrikle imha eden makineler!
Şimdilerde bu anlattıklarımı ve çok daha fazlası, İstanbul Araştırmalı Enstitüsü’ndeki ‘Dört Ayaklı Belediye’ adlı sergide. Bir dolu çarpıcı eski İstanbul fotoğrafı, gravür ve kartpostalı da bonus.
Küratörlüğünü Ekrem Işın’ın, danışmanlığını Catherine Pinguet’nin üstlendiği serginin, şimdiden dolan koca anı defteri ve özellikle yabancı ziyaretçilerin yazdıkları da ayrıca etkileyici.
“Üç ay için İstanbul’a gelirken buranın köpek dostu bir şehir olmayacağını düşünerek köpeğimi yanımda getirmedim, sanırım çok yanılmışım. – Louise”

  • Bu yazı 19 Kasım 2016 tarihinde Nilay Örnek’in Sözcü Cumartesi ekindeki köşesinde yayımlanmıştır.