Pokémon Go’nun sırrı insanları sokağa dökmesi

Gazete yazıları, Hayata Dair, Şehir, Sosyal psikoloji, Teknoloji, Türkiye halleri

 Bir şeyle dalga geçmek ya da eleştirmek için bile tanımak lazım. Ben de ‘yazarım’ diye başladım, şimdi hafiften Pokémon Go oyuncusuyum! Eleştirilse fena da eleştirilebilir, pozitif, sevilecek yanları da yok değil

Türkiye’nin gündemi bu kadar karışıkken, ’darbe kalkışmasının üzerinden’ henüz bir hafta geçmişken ‘Pokémon Go’nun burada çok da popüler olmasını beklemeyiz değil mi?
Geçtiğimiz cumartesi akşamüzeri İstanbul Beşiktaş’ta, vapur iskelesinin orada Pokémon avına çıkmış yüze yakın kişiyi görmeseydim, ben de beklemezdim!
Geçtiğimiz hafta ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, basın toplantısında IŞİD hakkında konuşurken cümlesinin ortasında durdu ve bir gazeteciyi Pokémon avlarken yakaladı!
“Ay bizim de böyle eften püften gündemlerimiz olsa…” derken, hem de “Belki yazarım’ diyerek yükledim oyunu.

Peki nedir bu Pokémon Go?
Şimdi ‘ıncığını cıncığını bilen biri’ olarak değil, ‘yeni öğrenen’ biri olarak anlatmaya çalışayım.

KAPAMIYOR SOKAĞA DÖKÜYOR

  • Oyunu diğer pek çok sanal oyundan ayıran özelliği şu: İnsanları bir alana kapatmıyor, tam aksine ‘sokaklara çıkarıyor’. Tabii oyunun oyuncusu bol, oyun alanı bilinmezliklerle dolu sokaklar, insan karakterleri de çeşitli olunca her gün onlarca haber ortaya çıkıyor.
  • Satoshi Tajiri yani ‘Pokémon Go’nun temeli olan Pokémon’un yaratıcısı, küçükken böcek toplamayı çok seven, bu yüzden ‘Dr. Böcek’ lakabı takılan, Asperger sendromundan muzdarip bir çocuk. Atari salonlarına da tutkun olan Tajiri, büyüyünce farklı isim ve görünümde böcekler ve onları avlayan, yetiştiren karakterler üzerinden bir oyun tasarlıyor.
  • Yıllar sonra o oyunu tekrar gündeme getiren Pokémon Go’nun yaratıcısı John Hanke ise başka bir tutkuyla oyunu geliştiriyor: Coğrafya, haritalar…
  • Hanke, 1996’da binlerce kişinin internet üzerinden aynı anda oynayabildiği ‘Meridian 59’ adlı, bir oyun tasarladı ve ‘dünyayı haritalandırma’ tutkusu için oyunu sattı.
Pokemon Go-Origins
John Hanke

GOOGLE EARTH’ÜN YARATICISI YAPTI

  • ‘Kahramanımız Hanke’, 2000’de GPS’e bağlı ilk 3D dünya haritasını tanıttı, 2004’te bu haritayı satın alan Google, onun da yardımıyla bugünkü ‘Google Earth’ü hayata geçti.
  • John Hanke, 2010 yılında, Google desteğiyle, harita temeli üzerinde oyunlar kuracak ‘Niantic Labs’i kurdu; 2012’de bu firma bu tarz ilk oyunu ‘Ingress’i tanıttı.
  • “Her zaman elimizdeki coğrafi verileri kullanarak mükemmel bir oyun tasarlanabileceğini düşünürdüm” diyen John Hanke’nin oyununda, benim de en sevdiğim özellik kesinlikle bu.
  • Diyanet-Sen Başkanı Mehmet Bayraktutar, “Camilerde Pokémon avlanıyor. Kutsal yerlerimize saygısızlık” diyerek oyunun yasaklanmasını istedi ya. Oysa oyunun temeli bir şehrin haritalandırılmasına dayanıyor; tarihi, turistik ve gözden kaçmış eserler birer istasyon. Pokemon avlamak için gerekli özel topları almak için o kutsal yerlere -kiliseler de, müzeler, çeşmeler, heykeller ve duvar resimleri de var- girmeniz gerekmiyor; belli bir mesafeden yaklaştığınızda alacağınızı alabiliyorsunuz.

Playing-Pokemon-GO-Outside

‘RESTORANIM POKESTOP OLSUN’

  • Pokéstoplar yani pokemon avlamak için gerekli malzemelerin toplandığı, çevrelerinde Pokémon da bulunabilir alanlar oluşturulmuş.
  • Bu alanları oyunu kurar kurmaz da görebiliyorsunuz. Google Earth fotoğrafları ve isimleri var. Mesela şu anda Kabataş’ta bir inşaatın içinde kalan ‘Dolmabahçe Anıtı’nı ilk onun sayesinde gördüm ya da Akatlar’da Sanatçılar Parkı’nda Sedat Hakkı Eldem Anıtı bile varmış,… Girmeyi aklınızdan geçirmeyeceğiniz ara sokaklarda yıkılmaya yüz tutmuş tarihi çeşme, anıt ya da heykeller var. Bakıyorsunuz!
  • Restoran sahibi ve oyunu seven bir arkadaşım restoranı bir ‘Pokéstop’ olsun istiyor, Nusret öyleymiş mesela. Mekana popülerlik getireceği kesin. Bazı mekanlar da Instagram hesaplarından “Bizde Pokémon var” duyurularına başladı.

4_kadikoy

OBEZİTEYE KARŞI!

  • The New York Times, oyunun ‘şehri canlandırdığı’ ve ‘yürüyerek gezmeyi, mekanları, saklı cennetleri’ keşfetmeyi teşvik ettiğini yazdı. Tabii ki, bunu da ‘kıran’ ve oturduğu yerden pokemon toplamayı başarmışlar ya da otomobille gezerek (evet; sürücü koltuğunda bile!) ava çıkanlar da mevcut. Çünkü çok hızlı gitmeyerek otomobilden de kısmen oynanabiliyor oyun (ki bu durum da baya tehlikeli)
  • Oyunun bazı otizmli çocuklara iyi geldiği, çocuk hastanesinde tedavi amaçlı kullanıldığı da haberler arasında. The Guardian, ‘yürüten’ oyunun obeziteyle savaşta kullanılabileceğini yazdı.
  • Çok şarj harcayan oyunla ilgili hemen yeni yan ürünler çıkartıldı, yeni meslekler, para kazanma yolları çıktı.

Benimse bu konulardaki felsefem şudur: Kredi kartı gibi; istersen kullanmazsın; doğru kullandığında onlarca avantaj yakalar, fazla/ kötü kullanırsan batarsın!

Pokemon-Go-Caddebostan

 

  • Bu yazı 26 Temmuz 2016 salı günü Nilay Örnek’in Sözcü/Şık’taki köşesinde yayınlanmıştır.