Patlak egolar diyarında..

Portre, Sosyal psikoloji, Türkiye halleri

Neslihan Acu, uzun zamandır takip etmeye çalıştığım bir köşe yazarı. Onunla tanışmam Medyatava sayesinde oldu sanırım; bir yazısında en sevdiğim Woody Allen hikayelerinden biri vardı, pek de bilinmeyen ‘film olmamış’ bir hikâye… Sonrasında izlemeye başladım Medyatava’da bir hafta sonu ilavesinde de olabilecek ya günceli damardan yakalayan ya da zamansız yazılar yazıyordu. Bir süredir de Yeni Asır gazetesi yazarlarındandı. Bugün Facebook’ta gazeteyi bıraktığını ve bırakma gerekçesini yazarkenki sakin isyanını gördüm. İsyanı hepimizin derdi, azımızın gördüğü, görüp de laf etmediği…

Çok haklı… Paylaşmak istedim.

 

“Yeni Asır’da köşe yazmayı bırakmış bulunuyorum.
Çocuk istismarı gibi vahim bir konuda tek kelime bile etmeyen tüm gazeteleri de, bu vesileyle, kınıyorum.
Çocuklar bir ülkenin geleceğidir.
Çocukların çocukluklarının katledildiği bir ülkede, gelecek diye bir şey yoktur.
Olsa da, kaos ve yıkımdan ibarettir.
Korkunç bir ülke haline geldik. Kadına şiddet sıradanlaştı, doğa kıyımları sıradanlaştı. Çocuk istismarları artık örtbas edilemeyecek hale geldi.
Tabii ki bu noktaya hop diye bir günde gelmedik. Bu bir süreçti ve bu süreçte herkesin sorumluluğu var. Kimse “Ben masumum” demesin.

EĞİTİM Mİ, NE BANAL!
8 yıl önce Medyatava’da eğitim ve çevre yıkımları konusunda ilk yazıları ben yazıyordum ve ulusalcı olarak damgalandım.
Evet, çok ilginçtir ama eğitim gibi bir ülkenin “en önemli meselesi” bizim ülkede daima en önemsiz / en banal mesele sayılmıştır.
Bizim ülkemizde gerçek anlamda entelektüeller olsaydı, bunların yapacakları ilk iş –yıllar yıllar önce- eğitim konusuna el atmak, bu konuda etkili bir sivil toplum hareketi yaratmak olurdu. Ne yazık ki umursamadılar bile.
Çünkü parası olan için hava hoştu.
Yoksulun çocuğuna ne olduğu ise kimsenin umurunda değildi.

MÜTHİŞ İNSAN ZİYANLIĞI
Gele gele geldik bugünlere. Doğusunda batısında, ülkenin hiçbir yerinde normal devlet okulu kalmadı. Varsa yoksa dini eğitim.
Çağdaş, laik bir eğitim hakkının gaspı, en büyük çocuk istismarıdır.
Bizim çocuklarımız, gelişmiş ülkelerin çocuklarından daha aptal değil. Ama bizim çocuklarımız doğru düzgün bir eğitim hakkına sahip olmadıkları için, ziyan zebil oluyorlar. Çöp oluyorlar.
Bugün ülkenin manzarası budur. Müthiş bir insan ziyanlığı!

DEFOLU YETİŞKİNLER
Daimi ergen bir ülke oluşumuzun nedeni budur: Büyüme çağında duygusal olarak feci şekilde sakatlanmış olmamız.
Çocukluğu sakatlanmış her insan, “defolu yetişkin” demektir ve ülke şu anda bunlarla dolu.
Cehaleti bayrak yapanları, iyice arsızlaşanları bir tarafa bırakıyorum. Kendine eğitimli diyen kesimde bile ciddi arızalar var.

PATLAK EGOLAR DİYARINDA
Hangi ortama girseniz (politika, eğitim, gazete, kültür sanat camiası, hiç fark etmiyor) patlak egolar yarış yapıyor, insanlar birbirleri için kuyu kazıyor, dedikodu ve pislik üretimi had safhada, iyi insanlar anında paralanıyor, kötülük palazlanıyor.
Şu durum mesela: Benim gibi, sorunları yıllar önceden gören, aklı başında yazılar yazan insanlar hiç umursanmaz bu ülkede. Ciddiye bile alınmayız.
Ama nerede bir fırıldak, nerede bir “ah bizi kandırdılar” diyen, “ah ne aptalmışız” diye dövünen varsa, onlar kıymetlidir.
Benim gibilerin suçu sanırım “aklı başında” olmak ve olanı biteni çok önceden kavramak.

İŞLEVSEL İYİLİK ŞART

Kötülük, iyiliğin işlevsiz olduğu yerlerde azar, kudurur.
“Biz iyi insanız” demek ne yazık ki yetmiyor: İyiliği işlevsel hale getirmek gerekir.
Bu ise akıl, empati, sorumluluk duygusu ve gelişmiş bir benlik gerektiriyor.
Ki, ülkemizde eksik olan şey budur. Korkunç eğitim sisteminin bir sonucu.
Gördüğünüz gibi, bu içinden çıkılmaz bir kısır döngü. Korkunç eğitim sistemi korkunç insanlar yaratır ve korkunç insanlar sistemi daha da korkunçlaştırırlar.
Söylenecek daha çok şey var. Artık bir blogda devam ederim yazmaya.
Sevgiler, saygılar.”

Yazılarından tanıyıp hiç tanışmadığım Neslihan Acu, kendi blog açabilir, benimki her zaman onundur ama umarım yazarak para kazanabileceği blog ya da kaldıysa gazeteler onu bekliyordur…

  • Ana görsel Mikhail Vyrtsev’in bir çizimidir.