Önden değil arkadan güzel görünen kıza ne denir?

Gazete yazıları, Hayata Dair, İlginç bilgi, Kitap, Sosyal psikoloji, Sosyoloji, Türkiye halleri, Zamansız yazılar

Adam Jacot de Boinod, bir İngiliz dil bilimci. En sevdiğim türden bir deli-dâhi.
“The Meaning of Tingo” (Tingo’nun Anlamı) adlı kitabıyla dikkat çekti önce. Bir dilden başka bir dile geçerken yitirilen kelimeler üzerine yaptığı araştırmalarla kurulmuştu kitap; Tingo da, Paskalya Adası’nda konuşulan dilde “Komşudan bir eşya alıp geri vermeme” durumunu ifade eden bir kelimeydi mesela…
Boinod, bu oyuncaklı, eğlenceli, öğretici kitabının ardından ipin ucunu bırakmadı.
Dünyadaki yüzlerce dil ve lehçede, “tek kelimeyle ifade edilen durumları” yakaladı. Yakın zamanda bir kitap daha yayınladı: “I Never Knew There Was A Word For It” (Bunun İçin Bir Kelime Olduğunu Bilmiyordum).
Benim ancak Amazon UK’de izine rastladığım, Türkçe’ye çevrilmesini deli gibi istediğim kitaba parça parça ulaşıyorum; biraz Newsweek Türkiye, biraz internet sayesinde… Türkçe’den de “yakamoz” kelimesinin girdiği kitapta neler neler yok ki…

AKLA TAKILAN ŞARKI: OHRWURM

Unpetitcinq-a-sept (Fransızca): Öğleden sonra sevgiliyle yapılan hızlı sevişme. Puangi (Cook Adaları’nda Maori dili): Uçağın, asansörün kalkışı, teknenin hareketleri sırasında karında hissedilen tuhaf his.
Mammismo (İtalyanca): Yetişkinlikte de devam eden anne müdahalesi.
Ohrwurm (Almanca): İnsanın aklına takılıp çıkmayan şarkı.
Nakinaki (Batı Afrika’da konuşulan Man-dinka dili): İş yapmadan meşgul görünmek için çalışmak, şuraya buraya gitmek.
Mencomet (Endonezyaca): Eğlence için, yiyecek ve içecek gibi küçük şeyler çalmak.
Scheissbedauern (Almanca): Her şeyin beklenilenden iyi çıkmaması halinde kişinin
hissettiği hayal kırıklığı.
Mono-no-aware (Japonca): Var oluşun üzüntüsünün değerini bilmek.
Mahj (Farsça): Hastalıktan sonra güzel görünmek.
Plimpplamppletteren (Hollandaca): Su yüzeyinde mümkün olduğunca taş kaydırma. Koshatnik (Rusça): Çalıntı kedi tüccarı!
Apagavelas (Karaip İspanyolca’sı): Partiyi en son terk eden kişi.
Gargalacar (Portekizce): Şişeden içmek.
Hustrolan (İsveççe): Eşin, kadının maaşı.
Kaelling (Danca): Evin kapısının önündeki merdivenlerde durarak dışarıdaki çocukları azarlayan kadın.
Kontal-kontil (Malayca): Yürüyen bir kadının uzun küpelerinin çıkardığı ses.
Iledorwaddle (Galce): Bir dirsekle destek yaparak yan yatmak.
Mamihlapinatapai (Şili’de Yaghan dili): Aynı şeyi yapmak isteyen iki kişinin, hareketi
karşı taraf başlatsın isterken birbirlerine yönelttikleri bakış.
Pagad (Filipinler’de Manobo dili): Yavaş yürüyen kişi yetişebilsin diye yavaş yürümek.
Zechpreller (Almanca): Hesabı ödemeden giden kimse. (Almanlar niye hep hesapla gündeme gelir ki? Bkz. Alman hesabı)

İşte benim için 'efsane' olan kitabın kapağı.
İşte benim için ‘efsane’ olan kitabın kapağı.

VAR MIDIR BUNLARIN KELİMESİ?

Kitabın varlığını öğrendiğim günden bu yana sürekli düşünüyorum…
“‘Sen benim kim olduğumu biliyor musun?’ diyen/diyebilen insan modeli”…
“Hiçbir şey bilmeden her şey hakkında fikir beyan eden kişi”…
“Bir şey isterken sesini inceltmek”…
“İngilizceyi anlıyorum ama konuşamıyorum diyen kişi”…
“Sürekli kilolu olduğunu düşünen kadın”,
“Sana titrine göre davranan kişi”…
“Tırnak yiyen kişi”, “Çocukluğundan beri evlenmek isteyen kız”, “Kadınlardan ‘Kadıncağız’ diye bahseden erkek”…
“Konsere, maça, alışverişe kendini göstermek için giden insan”, “‘İlişkiye hazır değilim, ‘takılıyorum’ modunda takılan erkek”,
“Eski sevgiliyi akıldan çıkaramayan kişi”,
“Ekmeğin ortasını çıkarıp kenarlarını yemek”, “Daha yemeği tatmadan tuz atmak”…
Var mıdır böyle kavramların çeşitli dillerde birer kelimesi? Başlıktaki soruya gelince; biri bana Japonca’da “Baku-shan” derse… Olay çıkarırım!

* 22 Eylül 2010 Çarşamba günü Nilay Örnek’in Habertürk Gazetesi’ndeki köşesinde yayımlanmıştır.

* Ana görsel Gosia Herba çizimidir.