Instagram’da, Facebook’ta kim, ne zaman ‘normale’ dönebilir? O normallik, normal midir?

İlişkiler, İnternet, Psikoloji, Sosyal medya, Sosyal psikoloji, Sosyoloji, Teknoloji, Türkiye halleri, Zamansız yazılar

Can kayıpları yaşanan bir olayın ertesi günü işine giden bankacıyı, iptal olmayan futbol maçını garipsemesek de, müzisyeni kınıyoruz. Sosyal medyada birbirimizin paylaşımlarıyla geriliyoruz. Facebook ‘Güvendeyim’ butonunu terör faliyeti kabul eden gazete yazarı var! Peki bu merdivensiz kuyuda ne yapacağız?

Geçmişe bakıp da sorulunca; insanların o günlerde nerede, ne yapmakta olduklarını, ne hissettiklerini, kimlerle konuştuklarını hatırladıkları zaman dilimleri daha normal coğrafyalarda, ağırlıkla yaşgünü, mezuniyet, doğum gibi mutlu anlar.
Oysa bizim için artık o lanet günler.
Yıllar yılı 17 Ağustos benim için öyle oldu.
17 Ağustos’ta neredeydin? Hâlâ tüm günü ve hatta sonrasını dakika dakika sayabilirim.
Bu yılsa o ‘unutulmayan’ günlerden çok var!
Havalimanı saldırısı, 15 Temmuz, Beyoğlu’ndaki bombalama, Beşiktaş….
Ve olan biten, DNA’mla sonraki neslime geçecek kadar içime işledi; maalesef.

00ff2f21509925-5634443b1b0f7-1

GICIK OLDUM, BİLENDİM, SİNİRLENDİM

Beşiktaş saldırısının olduğu gece, Beyoğlu saldırısında yaralanmış İsrailli David Dudi Califa ile Karaköy’deydim.
Dolu ambulansları görüp gözümde yaşlarla evime dönmeye çalışırken acımı çıkaracak bir şey arıyordum. Küfür bile edemiyorum; yüzlerce kere aynı kelime çıkıyor: “Kahretsin! Kahretsin! Kahretsin!”
Tophane’den hızla geçtiğim Cihangir’de ‘normal’ duran insanları görünce sinir oldum; olan biteni bilmiyorlar mıydı acaba?
Keza Taksim Meydanı’nda; dünya bitmiş gibiydi, nasıl o anda döner yiyebilirdi ki?
Eve girdim; süren eğlence programları vardı, ona da gıcık oldum.
Sonra ‘sözde haber kanallarındaki’ saçma yorumculara ‘bilendim’.

GÜLÜCÜĞE KIZANA KIZARDIM OYSA…

Ertesi gün, sabah erkenden Beşiktaş Stadı’na gittim, kimse yoktu ama bu defa diş macunu reklamında sırıtanlar fazla geldi.
Hani bugün yas ilan edilmişti; Boğaz’daki o havai fişekler de neydi?
Hayatın ‘normal akışında’ sürebiliyor olmasına sinirimin bozmasına sinirim bozuldu sonra…
Ben böyle biri değilim.
Gülen, eğlenen, hüzünlenmeyen ya da hüzünlendiğini fiziksel olarak göstermeyen insana ‘ayar olmak’ nasıl büyük bir ceza insana!
Normale dönmeliyim. Bir şekil hafiflemeliyim.

Eser: Bengusu Alemdar
Eser: Bengusu Alemdar

PAYLAŞMALI MI, PAYLAŞMAMALI MI?

Sosyal medya daha da sinir uyarıcı tabii.
Bu yüzden paylaşılanları gördükçe…
Kimi, elinden kayıp giden bir şeyi tutmak istermiş gibi acıdaş, hisdaş arayışıyla, çok içten “Ne olur normalleşmeyelim” diyor; “Kendinizi onların, onların ailelerinin yerine koyun”, “Sizin de başınıza gelebilir”i ekliyor.
Kimi “Normalleşmezsek yaşayamayız, bu kaçıncı ve bu artık sürekli” diyor. Gördüğümüz tek istikrar bu diyerek son 24 saldırının listesini sıralayanlar haksız mı?
Kimi biraz daha ‘iddialı’; “En yaratıcı terör lanetleme yarışması bittikten 24 saat sonra hepimiz gurme, yoga, pazartesi sendromu fotoğraflarımıza dönebiliyorsak, Başkanlık sistemi en doğru seçim” gibi cümlelerle…
Kimi ‘otomatik pilot’ siyah ekrana geçiyor, kimi havalı bir fotoğraf altına edebiyat döşeniyor.
Gencecik kayıplarımızın hikâyelerini önce birbiri ardına izliyoruz ve sonra yüreğimiz kaldırmaz oluyor.
Aslında ‘dursak’ da olur!
Ama kimi ‘illa da bir şeyler paylaşayım’dan, kimi o hisle tek başına yapamadığından, kimi gerçekten hissine değen birini aradığından ‘paylaşıyor’.

FUTBOLA YEŞİL, MÜZİĞE KIRMIZI IŞIK

Sonuçta şimdi yine bir felaket sonrasında birbirimize nasıl davranılacağını, nasıl ya da ne zaman sosyal medya kullanılacağını, nelerle coşkulanıp nelerle susulacağını ‘öğretiyoruz’.
Bir olayın ertesi günü işine giden bankacıyı, iptal olmayan futbol maçını garipsemesek de, müzisyeni kınıyoruz.
Ölene, ölenin ailesine, üzülene, üzüntüsünü koltuğun altına süpürene, içine doğru kanayana, unutmak isteyene empati duymamız gerekiyor. Hepimiz merhamet yorgunu olduğumuzdan mı ( http://wp.me/p79ANb-6k ); yapamıyoruz artık.

fullsizerender-2

GÜVENDEYİM BUTONUNA TERÖRİST YAFTASI!!!

Bir Bakan polislere taziyede bulunurken “Hepimiz birer şehit namzetiyiz. Allah nasip ederse ben de şehit olurum inşallah sizler de şehit olun” diyor. Bu normal mi?
Bir Sabah Gazetesi ‘yazarı’ (gerçekten bizlerin işsiz gazeteciler olmasına şaşırmamalı, yok böyle değerli fikirlerimiz), saldırı günleri “Güvendeyim” butonunu kullananların, “Terörü lanetliyorum” diyenlerin (bu ortamı körüklermiş!) birer sanal canlı bomba olduklarını söyleyip ihbar edilmesini tavsiye ediyor!

img_2502

‘ANLIYORUM GÜZEL KARDEŞİM’

Sanırım bu çıldırmış ortamda, Facebook’daki bir sosyal medya paylaşımı tartışmasında yazan Hakan Duman’a hak vermek gerekiyor.
“Boşverin, tartışmayın.
Memlekette yarın yaşıyor olma ihtimalimiz gün geçtikçe azalıyor.
Seni de anlıyorum güzel kardeşim, seni yargılayanı da, sana saygı göstereni de, beni yargılayacak olanı da…”

13 Aralık 2016

 

Kaybolan canlarınızdan müessesemiz sorumlu değildir! http://wp.me/p79ANb-6v

Kalkmaya çalıştığı anda yumruk yiyen boksörleriz http://wp.me/p79ANb-x4

Anne üzgünüm ama..http://wp.me/p79ANb-3Y