Futbol taktiğiyle orkestra yönetilir mi?

Futbol, Gazete yazıları, Müzik, Sanat, Türkiye halleri

“Türkiye’nin müzisyenleriyle gurur duymaya ihtiyacı var” diyen şef Sascha Goetzel, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’yla birlikte dünya düzeyinde bir başarıyı ‘teknik direktörlük’ yetenekleriyle de yakalamış görünüyor…

 

Akıllı; bugün Türkiye’de beğendiği takımı söylemiyor! Ama 10 yaşında Austria Wien altyapısında futbol oynuyordu. Üç, dört yıl sağ açığın en iyisiydi. Profesyonel bir futbolcu olmaya kararlıydı; Dünya Kupası’nda oynamayı hayal ediyordu. Ama ayak bileğindeki bir sakatlık her şeyi değiştirdi.
5 yaşından beri, Viyana Filarmoni Orkestrası’ndaki babası gibi, o da keman çalıyordu. Kemana ağırlık verdi.
Ama içindeki aslan orkestra şefliğiydi.
Çok iyi bir kemancının şef olma kararı vermesi zor. Çünkü o güne kadarki kariyerini bir kenara bırakıp yeni bir başlangıç yapması, başarısız olursa önceki başarılarının unutulacağını hesaba katması gerekiyor.

Sascha Goetzel
Sascha Goetzel

KARİYERİNİ BİR KENARA BIRAKIP…

O, çoğumuzun bugün hayatlarımızda yapamadığı şeyi yaptı; 20’lerine kadarki tüm kariyerini bir kenara bırakıp şeflik eğitimi aldı.
Sascha Goetzel bugün çok iyi bir şef.
Ve hatta ‘üstat’ Gürer Aykal’ın ardından şefi olduğu Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın (BİFO) uluslararası müzik sahnesindeki taze başarılarında rolü yadsınamaz.

BİFO DEYİP GEÇME, TANI!

Niye böyle diyorum; çünkü BİFO geçtiğimiz cuma gecesi Avusturya’nın başkenti Viyana’da, pazarsa Almanya’nın Friedrichshafen kentinde iki büyük konser verdi. Bu hafta Frankfurt ve Nürnberg’de iki konser daha var.
“Ne olacak yani; BİFO Avrupa turnesinde işte…” deyip geçebilirseniz; eğer ki bu işlerden anlamıyorsunuz.
Bu büyük bir şey!
Diplomatik bir “Bizimkiler gelsin, sizinkiler gitsin” ilişkisi olmadan, davetle çağırılacak, bilet satacak, Viyana’da klasik müzik icra edeceksiniz!
İnsanların bizde Survivor’ın izlemesinin kat ve katı konser, opera izlediği, konser biletlerini yıllık abonmanlıklarla aldıkları, bu üyeliklerin kuşaktan kuşağa geçtiği, yılbaşında Viyana Filarmoni’yi canlı izlemek için çekilişlere katıldığı bir başkentten bahsediyoruz.

Viyana’da, Wiener Konzerthaus’daki BİFO konserinde solist, bir rock müzik yıldızını andıran kemancı Nemanja Radulović idi.
Viyana’da, Wiener Konzerthaus’daki BİFO konserinde solist, bir rock müzik yıldızını andıran kemancı Nemanja Radulović idi.

SAHİ NE OLACAK AKM’YE?

Üstelik sanatın ve sanatçının kösteklendiği ya da hiçbir destek verilmeyip ölüme terk edildiği bir dönemden bahsediyoruz.
AKM’nin karakol ya da devlet destekli dev posterlere pano olma dışında bir işlevinin kalmadığı bir dönemden bahsediyoruz.
AKM’nin AKM olduğu dönemi bir kez yaşadıysanız, her adı anıldığında içimizin de cız etmesinden bahsediyoruz.
İstanbul gibi bir kentte işi bilenlerin “Akustiği güzel salon yok. Büyük klasik müzik konserleri için Lütfi Kırdar dışında alternatif yok gibi… Hele ki Anadolu yakası daha da zor” dediği bir dönemden bahsediyoruz.
Türkiye’deki her başarının ‘bilmem neye rağmen’ olduğu bir dönemden geçiyoruz.

Atatürk Kültür Merkezi 0zmir
Atatürk Kültür Merkezi

ARABAM OLSA TUR ATACAĞIM!

İşte böyle olunca, 2 bin küsur kişilik Wiener Konzerthaus’un tıklım tıklım dolduğunu, tüm biletlerin satıldığını, BİFO’nun sürekli izleyicilerinden 50 kişinin ‘orkestralarını yalnız bırakmayıp’ atlayıp Viyana’ya gittiğini görünce ben bile seviniyorum.
Sırp sanatçı Nemanja Radulović gibi yeni nesil, yükselen bir keman yıldızının ‘bizimkilere’ eşlik ettiğini, Rimski‐Korsakof’un Şehrazad Senfonik Süiti’ni icra ederken araya kanun ve ud katan BİFO’nun ayakta alkışlandığını, bis’te Ulvi Cemal Erkin’in ‘Köçekçe’si çalınırken verilen tepkileri görünce ya da 2014’te BBC Proms konserini hatırlayınca kendim başarmış gibi duygulanıyorum.
Çünkü ben de onaylıyorum, Sascha diyor ki “Bence Türkiye’nin müzisyenleriyle gurur duymaya ihtiyacı var.”

TÜRK FUTBOLU GİBİ…

Başa dönersek, Goetzel, ‘düşünen spor dergisi’ Socrates’teki Orkun Yeşim röportajından cümleleri buluşturuyorum: “1980’lerin başında Türkiye Milli Futbol Takımı, dünyanın en iyilerinden biri değildi. Harika oyuncuları vardı ama en üst düzeyde oynayacak araçları yoktu. Euro 2008’de Viyana’da Türk futbolcuların nasıl oynadığını gördüm. Üç-dört maçı son 15-20 dakikada kazandılar. Türkiye’ye has bir şey: asla pes etmemek, son derece tutkulu ama bir yandan da çok duyarlı ve hassas olmak.
Biz de BİFO’da böyleyiz; enerjik, tutkulu ve duyarlı. Yaklaşık 145 kişilik müzisyen havuzunda sadece üç yabancı var. ‘Turkish United’ diyebilirsiniz. Bu önemliydi. Uluslararası bir orkestra değil de ulusal bir Türk orkestrası kurmak istedim.”

BİFO, Wiener Konzerthaus'da.
BİFO, Wiener Konzerthaus’da.

HAYDARPAŞA GARI HAYALİ

“Son 100 yıl içinde Türkiye müthiş müzisyenler çıkardı. Solo enstrümancılar, besteciler, şancılar… Ama bu ülkenin, uluslararası müzik sahnesinde en üst seviyeye erişmiş büyük bir orkestrası hiç olmadı. Çünkü hiçbir zaman, kendini bu işe yeterince adayan uluslararası bir orkestra şefi gelip buradaki müzisyenlerle 5-10 yıl çalışmadı. 8-10 yıla ihtiyacınız var. Ayrıca her yıl bir ‘master plan’ çerçevesinde, orkestranın kendi tarzını geliştirebileceği bir program hazırlamanız gerekir.”
BİFO pek çok yıldızı olan iyi bir takım.
Bugün nazar boncuklu bileziğiyle poz veren, Cumhuriyet Meyhanesi’nde rakı kadehini Atatürk’e kaldıran, Haydarpaşa Garı’nda konser vermeyi hayal eden Goetzel, Türkiye ve BİFO için dünya düzeyinde bir başarıyı ‘teknik direktörlük’ yetenekleriyle de yakalamış görünüyor.

 

sascha

* Bu yazı 16 Şubat 2016 tarihinde Nilay Örnek’in Sözcü Gazetesi’ndeki köşesinde yayınlanmıştır.

Ek bilgiler:

  • BİFO, 17 yıllık bir topluluk.
  • Sascha Goetzel, 8 yıldır BİFO ile çalışıyor.
  • Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası üyeleri, ağırlıkla kadın!
  • Seçmeler, baştan beri enteresan bir şekilde yapılıyor. Bir perde arakasında sergiliyor yetenekleri orkestra üyeleri. Hatta bale papucu gibi ayakkabılarla; topuklu ayakkabı sesi bile etkileyebilir diye düşünülüyor.
  • Konserleri Konservatuar öğrencileri ücretsiz izleyebiliyor.
  • BİFO izleyecileri arasında 320 gold, 700 kadar da klasik kart sahibi var; sezonluk bilet alan bu insanlar ekibin en büyük destekçileri.
  • Sascha Goetzel ile Ahmet Erenli, daimi izleyicilerle sohbet toplantıları yapıp görüşlerine göre değişiklikler yapıyor.