Nİlay Örnek, Baksı'da çocuklar gibi şen... Fotoğraf: SİNAN HAMAMSARILAR

Devrim; hemen şimdi olmaz!

Gazete yazıları, Sanat, Seyahat, Türkiye halleri

Prof. Dr. Hüsamettin Koçan, gençliğinden, ‘yapılamayan devrimlerden’ çok ders almış; şimdi bizim de Bayburt’taki Baksı Müzesi’ne bakıp barış, üretkenlik, umut ve birbirimizi yargılamadan birlikte yaşamaya dair dersler almamız gerekiyor

Gurbete çalışmaya gitmiş, 2 yılda bir gelen baba ve bir tepede onu bekleyen iki küçük çocuk.
O çocuklardan biri sanatçı Prof. Dr. Hüsamettin Koçan ve doğduğu Bayburt’un Bayraktar Köyü’nde, beklemeyi, kavuşmayı, o ilk heyecanı simgeleyen o tepede şimdi Baksı Müzesi var malum.
Garsonumuzun “Çayınız otlu mu olsun, otsuz mu?” sorusunu belediye aracından yapılan bir anons bölüyor: “Bu akşam Baksı Müzesi’nde Bülent Ortaçgil, Erkan Oğur ve İsmail Hakkı Demircioğlu’nun konseri vardır. Ücretsizdir. Vatandaşlarımıza duyurulur.”
Gülümsüyoruz; devletten hiçbir destek almadan bugüne gelen Baksı için bu anons da büyük bir gelişme. Yerel yönetim desteğini gösteriyor.
Baksı, müze olarak 5 senelik. Ama vakıf kurulalı 10 sene oluyor ve bu, çeşitli etkinlikler, bir konser ve aynı gün açılıp mayıs 2016’ya kadar sürecek ‘ON’ adlı sergiyle kutlanıyor.

Nilay Örnek, Baksı'da Şakir Gökçebağ'ın eseri önünde... Fotoğraf: SİNAN HAMAMSARILAR
Nilay Örnek, Baksı’da Şakir Gökçebağ’ın eseri önünde… Fotoğraf: SİNAN HAMAMSARILAR

SANATLI ZANAATLI

Sergi açılışı çoluk çocuk kalabalık.
Küratör Marcus Graf, bir Alman. Ama 15 yıldır, başta 1 hafta için geldiği Türkiye’de yaşıyor.
Çok güzel, çok basit bir dille anlatıyor sergiyi…
Üçlü düşünebiliriz sergiyi; biri tarihi obje, bir zanaat eseri ve güncel sanat eseri.
Uzaktan baktığınızda aynı bağlamdalar, birbirleriyle bağlantılılar ama aslında çok farklılar.
Zanaat eseri ile sanat eseri arasındaki hiyerarşik ve tarihi farklılıkları yok sayıyor sergi.
Bu sergi de, müzenin genelindeki eserler gibi sanatçı bağışlarıyla oluşturulmuş.
Hüseyin Çağlayan’dan Ali Kazma’ya, Şakir Gökçebağ’dan Güngör Taner’e, Günnur Özsoy’dan Seçkin Pirim’e 35 çok önemli sanatçı ve eseri var sergide.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA
Bülent Ortaçgil ve Erkan Oğur sahnede…

‘BUNU BEN DE YAPARIM KIZ’

Sonra sergiyi gezenleri izlemek çok keyifli.
En çok da Şakir Gökçebağ’ın plastik ayakkabılardan oluşturduğu eser ilgi görüyor: “Fatma kız bak, senin papuçlar eser olmuş”.
Hatta eserdeki ayakkabılardan bir çift eksik, biri çıkarıp ayağına giymeyi denemiş.
“Üzeri çiçek desenli bidon. Bunu ben de yaparım” diyor başka biri; gülüyorlar.
Bir küçük kız, işli yastık kılıfını görünce “Anneanne” diye haykırıyor “Sendekinin aynısı! Evimizde sanat var.”
“Niye geldiniz?” diye soruyorum nsanlara: “Hüsamettin Hoca’yı seviyoruz”, “Kardeşim burada burslu”, “Burada başka etkinlik yok ki, konser varmış”…
Tunca Şubaşı’nın Bolşevikleri önünde ‘selfie’ çeken genç kızlara bakarken “Sosyal ortam oluyor burada, biz de geliyoruz” diyor bir delikanlı.
Kızlara gelince… İlk defa bu müzedeler, İstanbul’da okuyorlar. Ama İstanbul’da “Nerelisin?” diye sorduklarında Bayburt’u buradan bahsederek anlatmanın bir başka olduğunu söylüyorlar.

Nilay Örnek, Baksı’da çocuklar gibi şen… Fotoğraf: SİNAN HAMAMSARILAR

‘BÜLENT BEY DE MÜHİM BELLİ AMA…’

Ve 10. yıl konseri başlıyor. Dev bir halının üzerinde oturuyor onlarca insan.
İlk önce Koçan’ın 45 yıllık arkadaşı Ortaçgil çıkıyor sahneye ardından Ortaçgil’in 50 yıllık dostu Erkan Oğur onun yanına geliyor.
Yayla serinliği, fonda gün batımı, dağlar, bulutlar.
O dakikaları İsmail Hakkı Demircioğlu şöyle anlatıyor: birileri gelip “Abi sende sahneye çıkacaksın değil mi?” diyor, o “Evet deyince”, “Belli bu Bülent Bey de mühim insan ama bizim buralardan da çalsanız…”
İşte Demircioğlu sazıyla katılınca aralarına başlıyor oranın havaları. Bir ara sigorta atıyor, Oğur ile Demircioğlu çIplak sesleriyle söylüyorlar şarkılarını; az biraz kalkıp giden oluyor, ehramlı teyzeler onları kınıyor “Hiç saygını yok mu şu adamlara!” Tepki beni hoşuma gidiyor.

Hüsamettin Koçan, Erkan Oğur, Oyan Koçan, Bülent Ortaçgil ve İsmail Hakkı Demircioğlu.
Hüsamettin KOçan, Erkan Oğur, Oyan Koçan, Bülent Ortaçgil ve İsmail Beşikçioğlu.

‘KADINLARIN BANKAMATİĞİ VAR’

Şöyle diyor Prof. Dr. Koçan: “Gençliğimizde hayata doğrudan müdahale etmek, insanları hemen değiştirmek istiyorduk. Acelemiz vardı. Devrim yapmak ve bir günde sonuç almak istiyorduk. Oysa insanın kendine ait bir dünyası var ve çok değerli. O değerler dünyasına birden müdahale edip hemen sonuç beklemek büyük hata. Biz burada insanların kendi ürettiği değerlerle samimi ilişki kurmasını, içselleştirmesini ve gelecek umudu olmasını istiyoruz. Şimdi müzede kadınlar çalışıyor, üretiyor. Şimdi kadınların kendilerine ait bankamatiği var. Bu çok önemli. Hayatın bir oldu bitti ile bizi bir göçe zorladığı dünyada hafif bir başkaldırı yanı var. ‘Herkesin gitmek istediği bir yere herkesi çağırma projesidir bu. Yolun bittiği yerde hayallerin bitmediği projedir bu”
Koçan, kendi gençliğinden ‘yapılamayan devrimlerden’ çok ders almış, şimdi bizim de Baksı’ya bakıp barış, üretkenlik, umut ve birbirimizi yargılamadan birlikte yaşamaya dair dersler almamız gerekiyor.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA
OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Miro heykeli gitti, Zeynep’in kuşu geldi

‘ON’ sergisinde her şeyden bağımsız bir eser var. Bir renkli kuş. Müzenin burslu öğrencilerinden 12 yaşındaki Zeynep Kodan’ın eseri. O kadar beğenmişler ki, onu da Avrupa Konseyi Müze Ödülü’yle birlikte müzenin 1 yıllık misafiri olan Miro heykelinden boşalan cam alana koymuşlar.

 

Baksı ne demek? http://wp.me/p79ANb-9Y

Baksı’ya nasıl gidilir, nerede kalınır? http://wp.me/p79ANb-aa

Deniz Berdan’dan Özlem Süer’e Baksı’da ne yapıyorlar http://wp.me/p79ANb-a1

Fikret Otyam’ın flamingosu http://wp.me/p79ANb-a4

Yüzünü döken küçük kız kim? http://wp.me/p79ANb-a7

Bayburt’ta yenilebilecek 2 leziz şey http://wp.me/p79ANb-ad

Bir ressam olarak Erkan Oğur http://wp.me/p79ANb-ah

Atilla Taş’ın Baksı’ya etkisi http://wp.me/p79ANb-9K

 

Baksı Müzesi. Fotoğraf: Nilay Örnek
Baksı Müzesi. Fotoğraf: Nilay Örnek
  • Bu yazı 18 Ağustos 2015 tarihinde Nilay Örnek’in Sözcü Gazetesi’ndeki köşesinde yayımlanmıştır.