‘Denizleri’ anmak, ‘geçmiş geçmemişken’ daha da zor

İlginç bilgi, Sadece blogda, Türkiye halleri

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın ölüm yıldönümleri… Ulucanlar Cezaevi’ni gezerken hissettiklerimi tekrar yaşıyorum. Ağır gelen, o insanların çektiği acıları daha da büyüten, bugüne daha acı döndüren şey, bugün de adaletin çok farklı olmadığını görmek… Keşke böyle olmasaydı

Mehmet Özgür Boza, 18 Kasım 2017’de Pera Mezat Müzayedecilik tarafından 5 bin liradan açık arttırmaya çıkarılan ölüm ilamı belgelerini 47 bin 500 lira ödeyerek satın aldı. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ile Hüseyin İnan’ın idam hükmünün orijinal belgesini satın alan Boza, bunları ilk önce bir daha satılmaması için yırtıp atacağını açıkladı; ancak, sonra orijinallerini Ulucanlar Cezaevi Müzesi’ne bağışladı.

 

 

Kitabım Bütün İyiler Biraz Küskündür’de bir yazı var, “Unutmadıysan göster kuzum”; “Bir şey yapmamak da unutmaya dahildir belki de…” diyor bir yerinde…
Bugün 6 Mayıs, sabahtan beri Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan fotoğraflarının altında yazılar görüyorum.
Birilerinin anması hoşuma gitse de, ne bileyim… Bugün farklı şekillerde aynı döngü devam ediyor ya, bugün olanlara müdahale edemezken, ‘geçmiş geçmemişken’ zor geliyor bir şeyler söylemek…

Zor bir gün benim için, sabaha Tolga Örnek’in babası Özden Örnek için yaptığı veda konuşmasını izleyerek başladım!

Denizler, Hüseyinler, Yusuflar hâlâ varlar ve hâlâ yaşatamıyoruz onları.
Umarım aksini göreceğimiz günler gelir..
9 Ocak’ta gitmişiz… Şunları yazmışım.

ULUCANLAR’DA YÜZLEŞME

Bugün Ulucanlar Cezaevi Müzesi’ni gördük; sonraki birkaç saat sessizlik istiyor, zor geliyor. Deniz Gezmiş’ten Erdal Eren’e, Bülent Ecevit’ten Nazım Hikmet’e, Muzaffer ‘İlhan’ Erdost’tan Feride Çiçekoğlu’na (Uçurtmayı Vurmasınlar) pek çok önemli ismin, değerli insanların, birçok siyasi mahkûmun bir süre yaşadığı yeri, yattıkları ranzaları görüyorsunuz.
“Disiplin odaları”, işkence yapılan koridorlar (bugün de, sesli kayıtla canlandırılıyor) ya da Hilton denilen kısmen daha rahat koğuşlar!
O günlerin gazeteleri, yazınlarından tanıdığımız kimi insanların eşyaları…
Ve ‘çıkış’ öncesi ‘o’ ip, o darağacı ve idamla canları alınanların listesi. Müze, müze anlamında iyi.
O dönemle bir yüzleşme de var.
Ancak bugün de adaletin çok farklı olmadığını görmek o insanların çektiği acıları daha da büyüten, bugüne daha acı döndüren…
Ankara’ya giderseniz görün.
Nur içinde uyusunlar…

HAYAT NE GARİP…

Bu arada Murat Meriç’in Gazete Duvar’da yazdığı yazıdan bir paragrafı cımbızlamak isterim.
Hep hatırlamak için…
Hayat ne garip.
“Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının avukatı Halit Çelenk’i yedi yıl önce bir 5 Mayıs günü kaybetmiştik. Onların hikâyesini Gülünün Solduğu Akşam adlı kitabında anlatan Erdal Öz ise 2006 yılının 6 Mayıs günü aramızdan ayrıldı.”

ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZESİ’NDEN FOTOĞRAFLAR

 

Fakir Baykurt’un asıl ismi Tahir biliyorsunuz. Bu önemli insanın eşyalarıyla karşılaşmak da ilginçti.

 

 

  • 6 Mayıs 2018, Pazar