‘Çünkü bizler de vardık ve takdir edilmek istiyorduk güzel yavrum’

Gazete yazıları, Hayata Dair, Portre, Psikoloji, RÖPORTAJLAR, Sanat, Sosyal psikoloji, Sosyoloji, Tiyatro, Türkiye halleri, TV

New York Film Festivali’nde, kadının kadına şiddetini anlattığı son filmi ödül alan kişi, filmi çekmek için tarlalarda çalışan Ümmiye Koçak. İşte ilham verici, sevgi dolu, zeki ve çalışkan bir annenin örnek olacak hikâyesi…

O, hayran olunası bir karakter. Ümmiye Koçak, 59 yaşında, 38 yıllık evli, 3 çocuk annesi, senaryosunu yazdığı tiyatro oyunlarınını sahnelemek, filmlerini çekmek için tarlada çalışan bir köylü kadın. Ve bu artık bir hobinin çok ötesinde. Pek çok öyküsü, senaryosu ve tiyatro oyunu, ödülleri var. Shakespeare’den uyarladığı Hamlet değil ‘Hamit’iyle The Guardian’dan The New York Times’a birçok yabancı gazeteye haber oldu. ‘Kamera arkasını öğrenmek için’ dizilerde de oynadı. En yeni haber, New York Film Festivali’nde, kadının kadına şiddetini anlattığı son filmi ‘Yün Bebek’le ‘Sinemada En İyi Avrasyalı Kadın Sanatçı’ ödülüne layık görüldü.

EN İYİ RÖPORTAJ VEREN!

Adana’da 10 çocuklu bir ailenin evladı. Kardeşlerden ilkokula gönderilen olması bile ‘Baba hapse girer’ korkusuyla şans eseri. Gorki’nin Ana’sı ilk okuduğu kitap; “Ağır değil miydi?” diyorum “O kadar benziyordu ki orada anlatılan doğa ve ev, bizim doğamıza evimize, hayal ettim” diyor. İsimleri yerlileştirerek okumuş ve ilkokul mezunu bile olunsa okumanın, hayal etmenin engellenemeyeceğini düşünmüş. Gelin gittiği Mersin’de, ilk gördüğü tiyatro oyununun ardından kadınlara şiddeti anlatabilmek, kafasındakileri sergilemek için Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu’nu kurmuş. ‘Sahne önü’ ekipleri hep kadınlardan oluşuyor, erkek rollerini bile oynayan kadınlar.
Ve tüm bunları konuşmak için aradığım Ümmiye Hanım, hemen anlaşılıyor ki zeki, sevgi dolu, ‘insan gibi insan’, disiplinli bir çalışan. Akşamüzeri sorularımı gönderdim, 2 saat sonra yanıtlarım hazırdı… Samimiyetle, bol bol ‘canım yavrum, güzel yavrum’ diyerek….
“Sizin kadar hızlı insan görmedim” diyorum, “Olur mu tatlı çocuğum, basın olmasa ben bu yaptıklarımı yapamazdım, sen sağol beni buldun” diyor. Ben de Ümmiye Hanım, her istediğine ulaşsın hepimize örnek olsun istiyorum; bir istek daha umarım ‘Yün Bebek’ televizyonlarda da yayınlanabilir.

v_661

SOSYAL MEDYADA AKTİF

* Bir gününüz nasıl geçiyor?
Sabah kalkınca kahvaltılık bazlamamı atarım ve günlük işlerimi yaparım. Bağ bahçe işi ve hayvan işi yoksa, ev işlerini bitirince kitabımı okurum ve biraz yazı yazarım. Sonra ise bilgisayarıma geçip gündemi takip ederim.

* Sosyal medyayla aranız nasıl? Instagram hesabınız var; twitter ve facebook’ta da aktif misiniz?
Hepsini gayet iyi aktif olarak kullanıyorum. Teknolojiye ayak uydurmamız lazım ama en önemlisi bilinçli kullanmamız gerek.

* Oyun ya da filmden siz ya da oyuncularınız para kazanabiliyor mu?
Hayır. Bu zamana kadar hiç kazanmadık. Kültür Bakanlığı destekliyor ama küçük bir meblağ. O da anca masraflara gidiyor. Ben başka yerden kazandığım parayı harcıyorum tiyatro için.

* Ne tarlasında çalışıyorsunuz sinema ve tiyatroya gelir sağlamak için?
Mevsimine göre değişiyor yavrum. Ne iş olursa yapıyoruz. Bizim kendi tarlamız değil çünkü. Günlük yevmiye ile çalışıyoruz.

* Pek çok ödülünüz var; bu ödüller için de başvurular, bir dolu işlem var… Bu aşamaları da siz mi yapıyorsunuz? Biri mi sizin adınıza başvur?
Ben ödüller için hiçbir yere hiçbir şekilde başvuru yapmadım.

* Çocuklarınız kaç yaşında, onlarla birlikte de çalışıyor musunuz?
Çocuklarım (Velittin, Duygu ve Mehmet), büyük ve hepsi bana destek oluyor. Kızım Duygu asistanım. Küçük oğlum Mehmet basın danışmanım, teknik sorumlum. Onlar benim canımın içi güzel yavrum.

* Çok güzel bir internet siteniz var; onu kim yapıyor?
Küçük oğlum. Dedim ya canımın içi, oğlum da gazeteci bütün haberlerimi ve sitemi o yönetiyor.

Ümmiye Teyze eğlenerek çalışırken...
Ümmiye Teyze eğlenerek çalışırken…

BAŞKA İLLERDEN BAŞVURAN ÇOK

* Başka illerden ya da köylerden oyunlarınızda oynamak isteyen oluyor mu?
Çok oluyor yavrum. O kadar çok eğleniyoruz ki, herkese terapi gibi geliyor. Ama maddi imkanım olmadığı için sayıyı düşük tutuyorum.

* Süreci bize anlatsanıza… Bir temayla oyun yazmaya başlıyorsunuz, oyun ya da film bitiyor. Sonra oyuncuların bulunması, metinlerin ezberi vs nasıl?
Çevremdeki insanları çok iyi tanıdığım için, yazma aşamasında da yine çevremdeki insanları yazıyorum. Gündemde canımı acıtan konuları da ekleyip oyunlaştırıyorum.

* ‘İlla ben başrolde olacağım’ diyen oluyor mu? Ya da kostüm, güzellik, afişte öne çıkma sıkıntısı…
Biz de öyle başrol, son rol yok yavrum. Şimdiye kadar 50’den fazla oyuncuyla çalıştım. Biz bir aileyiz ve oyuncularımın hepsi benim kızım. Rollere gelince, baştan sona bakarak bir kere okuyoruz ve hemen herkes kendi rolünü anlıyor zaten.

* Kitap çok okuduğunuzu söylüyorsunuz? Kimleri okuyorsunuz?
Her türden kitap okuyorum. Ama en çok Üstün Dökmen’in kitaplarını okuyorum. Çünkü bütün kitaplarını ücretsiz olarak adresime gönderdi. Şimdi okuduğum kitap ise, Özlem Denizmen’in ‘Cebinde Mucize Yarat’ adlı kitabı. (Şöyle bir göz attım; Para ve bütçe konusunda tavsiyeler veriyor kitap.)

121224_r22954_g2048-1200
Hamlet, ‘Hamit’ olunca; Ümmiye Hanım’ın oyunlarında erkek yok; erkek kılığına girmek var…

‘ERKEK ALMADIM ÇÜNKÜ…’

* Afife Jale’yi seviyorsunuz galiba… Bunun dışında örnek aldığınız, beğendiğiniz kimler var?
Afife Jale’yi kendimle de özdeşleştiriyorum. Afife Jale de ilk Müslüman kadın tiyatrocu ve o da çok zor şartlarda tiyatro yaptı. Onun hayat hikâyesini çok okudum. Çocukluğumun hayali Fatma Girik var örnek aldığım. Onu hiç görmedim, çok seviyorum.

* Arslanköy nasıl bir yer? Kültür sanat hayatı sizin dışınızda nasıl?
Arslanköy güney Toroslar’ın zirvesinde, cennetten bir köşe diyebilirim. Yemyeşil, suyu buz gibi, doğal kar suyu. Anlayacağınız tam yaşanacak yer. Kültür sanat ise köyümüzde çok yüksek seviyede. 40’lı, 50’li yıllarda erkekli kadınlı tiyatro olmuş ama devam etmemiş. Ben de dedikodu olur da yine devam etmez diye korktum. Tiyatroma bu yüzden erkek almadım.

* Kocasından şiddet gören kadınlarla ilgili oyunlarınızı sahnelemek zor olmadı mı? Nasıl tepkiler gördünüz? Yaşadığınız en büyük hayalkırıklığı ne oldu?

İlk önce erkeklerden olumsuz tepki aldık. Başaramayacağımızı söylediler. Kadınlar ise hep güzel karşıladılar ve karşılıyorlar. Artık erkekler de, kadınlarda takdir ediyor. Yollarıma kimse gül döşemedi… Ama ben de bunu beklemedim zaten. Hep deve dikeni vardı. Hayal kırıklığı ise… Hangi birini anlatayım. Ama ben üstünde durmam ve önüme bakarım. Bu yoluma kendi aklım ve kendi zekâmla geldim. Ama beni çok destekleyen de oldu; öncelikle 38 yıllık eşim (Ali Koçak), 3 çocuğum, Arslanköy halkı, herkesten Allah razı olsun… Çünkü ben çağdaş, laik bir yerde yaşıyorum.

28098

‘Karşı değilim güzel yavrum
o dediklerin neyse’

* Anadolu kadınını iyi biliyorsunuz, peki sizce şehirli kadınların durumu nasıl? Bir gün onlarla ilgili bir şeyler de yapmak ister misiniz?
Ben insanlara köylü şehirli diye bakmıyorum. Ama şehirde yaşamadığım için şehri bilmiyorum. Ama tabi ki, yapmak isterim. Herkes bana derdini anlatıyor. Özellikle havaalanında, sokakta ve otogarda… Ben de onun için diyorum yavrum, şiddetin köyü şehri yok.

* Yoga, meditasyon, rejim, glutensiz ekmek, botoks, pilates, estetik ameliyat… Bunlar sizin için neler ifade ediyor?
Valla güzel yavrum benim için hiçbir şey ifade etmiyor. Hepsi bana çok uzak. Ama karşı da değilim o dediklerin neyse. İsteyen tabii ki yapsın.

‘Öleni de, öldüreni de
biz doğurup büyütüyoruz’

* Tiyatrodan sinemaya geçişiniz nasıl oldu?
Şimdi canımın içi güzel yavrum, tiyatroyla baya bir kitleye ulaşmıştım. 2005 yılında öyküsünü yazdığım ‘Yün Bebek’ tiyatroda çok ses getirdi ve filmini çekmeye karar verdim. Herkes televizyon, sinema seyrediyor; kimse tiyatroya gitmiyor. Kadınların birbirine uyguladığı şiddet çok canımı acıtıyordu. Bütün bunlar sonrasında sinema filmini çekmeye karar verdim. Ama öncesinde küçük roller de olsa dizi ve filmlerde oynadım. Amacım kamera arkasını gözlemlemekti. Ve sonuçta filmi çektik. Şimdi tek istediğim bu filmimizin televizyonda gösterilmesi ve daha geniş kitlelere ulaşması.

* Yabancı basın sizden nasıl haberdar oldu biliyor musunuz?
Ben de bilmiyorum. Çünkü ben köydeyim. Birçok yabancı basından geldiler.

* İlgimi çeken şey kadının kadına şiddetini de betimlemeniz…. Yün Bebek nasıl bir film?
Eserlerinizde erkekler oyuncu olarak ne kadar var? Yün bebek de pek çok zorlukla çekilmiş anladığım ve erkek yok? Diğer eserlerinizde nasıl?

Yaşlı teyzeler çocukluklarında gördükleri şiddeti bana anlatırken, o anı yaşıyor, elleri ayakları titriyordu. Çevremde Ayşe teyzeyle, Fatma teyze de kavga ediyordu. İnek, sebze ya da tavuk yüzünden… Her gün kavga. Gelin kaynana, gelin görümce ve ortada kalan çocuklar. Kız ve oğlan korkup pusuyor. Ben bunları çevremde gördüm ve yazdım. Yani güzel yavrum, öleni de öldüreni de biz doğurup büyütüyoruz. İstedim ki bunun özüne inilsin. Çünkü çocukluk çok önemli güzel yavrum. Biz çocuklarımızı terbiye etmeye çalışıyoruz ama önce anne ve baba bilinçlenmeli. O yüzden ‘Yün Bebek’ yavrum. Küçük Elifler (başrol karakteri) şiddetsiz ortamda büyüsün.

* Film için teknik ekibi nasıl buldunuz?
Bana bir başka projeden bahsetmek için gelmişlerdi. “Ben bir film çekmek istiyorum” dedim. “Ama her şey benim istediğim gibi olacak…” Bana “Yönetmeni sen olursun” dediler. “Ben yönetmenlikten anlamam, sadece benim kafamın içerisindekiler olacak” dedim. Onlar da “Bunun adına yönetmen deniyor zaten” dediler. Ama çok zor şartlarda çektik.

Yün Bebek filminin çekimlerinden...
Yün Bebek filminin çekimlerinden…

Lastik ayakkabılar değil
yürüdüğün yol önemli

* Görselliğe takıntımızdan dertlisiniz biraz… ‘Lastik ayakkabınız değil, yürüdüğünüz yol’ önemli değil mi?

Tabii ki. Ben köylü kadınıyım. Köyde doğdum, köyde yaşıyorum ve kıyafetimle de insanlara bir şeyler anlatmaya çalışıyorum. Toplumumuz olarak dış görünüşe çok fazla önem veriyoruz. Bu, sadece şu iki yıldır eskisi kadar canımı acıtmıyor. Çünkü artık tanınır oldum. On dakika içinde, bazılarının söylemi ile şehirli şık bir hanımefendi olabilirim. Ama kafanın içinde ki düşünceleri değiştirebilir misiniz? Mesela, benim eşim bıçağa, suluk diyor. Ben bıçak diyorum. Ben bunu 38 yıldır düzeltemedim. Velhasıl kelam yavrum, kafanın içi ve düşünceler önemli.

* Günümüz filmlerine, televizyon dünyasına bakışınız nasıl?
Ne yalan söyleyeyim güzel yavrum çok canım acıyor. Çünkü eskiden az kanal ve kaliteli programlar vardı. Şimdi millet işini gücünü bırakıp evlendirme programı izliyor.

* Evlilik programlarına ayrı bir tepkiniz var gibi?
Aynen öyle güzel yavrum. Ben öyle şeyler görmedim, geleneklerimizde de yoktu. O işler dört duvar arasında olurdu. Şimdi saklı gizli diye bir şey kalmadı. 38 yıllık evliyim, görücü usulü evlendim.’Herkes görücü usulü evlensin’ diyemem ama ekrana çıkıp o şekilde olaması da hoş değil.

İşte ödüllü filmin afişi.
İşte ödüllü filmin afişi.

 

  • Bu röportaj 14 Haziran 2016 tarihinde Sözcü Gazetesi’nin eki Şık’ın manşeti olmuş, kısaltılmış haliyle yayınlanmıştır. Sozcu.com.tr’de ise bu uzun haliyle…
yun-bebek-3
Yün Bebek filminin çekimlerinden…

yun-bebek-3

One thought on “‘Çünkü bizler de vardık ve takdir edilmek istiyorduk güzel yavrum’

Comments are closed.