Bu çocuklara, bu ailelere, bu köylülere rağmen yapmak zorunda mısınız?

Çevre, Eğitim, Gazete yazıları, Sosyal psikoloji, Türkiye halleri


Karadenizli “Yeşil Yol’u istemiyoruz” diyerek kepçeler önünde durur, gençler, veliler “Okuluma dokunma” diye eylem yaparken İzlanda’da “Çocuk parkını nasıl yapalım?”ın bile önce 5 yaşındaki çocuğa sorulması, imrendiriyor

“Hardal istersen, ketçaba hakaret ettiğini düşünen birilerinin çıktığı” Türkiye’de, evet bugün her şey politik, her şey taraflı, her şey art niyetli gibi…
Ama bir gün olsun mola verip bu çocukların, bu velilerin, Karadeniz insanlarının tüm politika ve partilerden bağımsız olarak ‘yapılan değişimi istemediklerini’ düşünemez misiniz?
Dinleyemez misiz?
Yapılmak istenen değişim ‘ileriye götürmekten’ çok ‘politik’ amaçlarla yapılıyor gibi görülüyorsa, milyonlarca kişi diyelim ki yanlış anladıysa, bu yanlış anlamayı düzeltmek ve ikna etmek için çaba sarf edemez misiniz?
Ya da zorla değişikliklere sürüklediğiniz halka “Bunu, bu nedenle yapıyoruz”u düzgün anlatamaz mısınız?
Gerçekten yaptığına inanan, iyi niyetle halkın, gençlerin iyiliği için büyük bir reform yapanların dinlemesi ve anlatması gerekmez mi? İdeali bu değil midir?

Rize'deki Yeşil Yol tepkisinden...
Rize’deki Yeşil Yol tepkisinden…

SUFLEYLE BASIN AÇIKLAMASI

Karadeniz’deki Yeşil Yol’a direnenler… Çoğunluğu kadın; 20 yaşındaki gençler de var, 70 yaşındaki teyzeler de. “Halka hizmetse metruk yollar yapılsın, evlerimize zor gidiyoruz. Yeşilimiz elimizden alınmasın” diyorlar… Kepçe önünde durdukları için karakola götürülüyorlar… Bunu mu hakkediyorlar?
Orman ve Su İşleri Bakanı bir açıklama yaptı; okumayın, bulun izleyin! “Cüzi miktarda ağaç kesildi” diyor, yanındaki biri “13” diyor, “13 ağaç kesilmiş” işte diyor, yanındaki “13 metreküp” diyor, “13 metreküpmüş, 100 ağaçmış” diye düzeltiyor. “Yol yapılsın yanına ağaç ekilir” diyor.
O bölgede yaşayan insanı ikna edecek konuşmanın böyle suflelerle, böyle özensiz yapılması o yolun kenarına ağaçtan önce güvensizlik ekiyor! İnsanın içini acıtıyor.

Cağaloğlu Anadolu Lisesi eylemlerinden...
Cağaloğlu Anadolu Lisesi eylemlerinden…

13 YILDA, 20 KERE SİSTEM DEĞİŞMİŞ

Başka meslektaşlarım da sanırım aynı konumdadır; her gün onlarca e-posta geliyor.
İşini kaybedenlerden, çocuğunun okulu imam hatip okuluna dönüştürülenlerden, otizmli çocuğunu normal okula gönderemeyenlerden, proje okul kapsamında değişikliğe tabii tutulanlardan…
Başım dönüyor; hikâyelerini okuyup, yanıt vermekten gözlerim ağrıyor.
Eğitimle ilgilenen iki gazetecinin Hande Zeyrek ile Umay Aktaş Salman’ın haberlerine baktım; son 12 yılda, ortalama her 2.5 yılda bir Milli Eğitim Bakanı değişmiş, her bakan kendi değişiklikleriyle gelmiş.
13 yılda eğitimde 20’ye yakın ‘çok büyük, çok önemli değişiklik yapılmış’.

HAKSIZLARSA AÇIKLAYIN, NEDEN?

Proje olmasına karar verilen 155 okuldan en az yarısı başarılarıyla duyduğumuz isimler. İnsan mantığı ‘deneme’ denilen şeyin zaten kalitesi sabit olan üzerinde yapılmamasını öngörüyor.
Özellikle de yapılan değişikliklerle ortaya çıkan model, hem öğrenci, hem de velileri kuşkuya sürüklüyor. Haksızlar mı? Kuşkularını yok etmek kimin görevi?
Yüzlerce öğrenciyi oturma eylemi yaparken, gözyaşlarıyla öğretmenlerini uğurlar, onlara mektuplar yazar, kucaklarında taşırken ya da pankart hazırlarken görüyoruz. Bu hiçbir şey ifade etmiyor mu?
“Projeniz Değiliz, Öğretmenime Dokunma, Okuluma Dokunma” diyorlar, haksızlar mı?
Haksızlarsa neden?

14438851_1803952679873558_1710667037_o_0_0

‘ÜST AKLINIZ KİM?’

Sonra da sınav olmayan, haftada iki gün okula gidilen, gülmenin ve doğayı öğrenmenin öncelik olduğu, sorgulamanın öğretildiği İzlanda öğretim sistemini ağzımız açık izliyoruz televizyonda. Mimarlar 5, 6, 7 yaşındaki çocuklara parkı nasıl istediklerini, oyun oynarkenki ihtiyaçlarını soruyor? Ne garip değil mİ?
Kadıköy Anadolu Lisesi öğrencilerine, “Eylemi kim düzenliyor?”, “Sizi kim yönlendiriyor?”, “Üst aklınız kim?” gibi sorular sorulmuş.
Sadece bu, bile üzerlerine proje tasarlanan öğrencileri pek tanımadıklarını ortaya koyuyor!
Çünkü o çocuklar, iyi düşünüyor, çok şeyi görüyor.

* 15 Ekim 2016 tarihinde Nilay Örnek’in Sözcü Cumartesi ekindeki köşesinde “Gençlere, ailelere rağmen yapmak zorunda mısınız?” başlığıyla yayımlanmıştır.