‘Bu ülke de bırakılır mı canım?’dan fazlasına ihtiyacımız var. Kesin bilgi!

Hayata Dair, Psikoloji, Sadece blogda, Şehir, Seyahat, Sosyal psikoloji, Sosyoloji, Türkiye halleri, Zamansız yazılar

“Diktatörlüklerde halk ayaklarıyla oy verir. Çekip giderler” der bir Küba ifadesi.
Burada da demokrasi var gibi hissedemediğimiz onlarca şey oldu.
Ve gidenler, gitmek isteyenler, gidenlere dur demeyenler olarak da ayrıldık! Gidenlere, oradakilere ‘Kolaya kaçmış’ gözüyle bakılıyor, oysa öyle mi? İhtiyacımız olan “Gitme dur, ne olursun?” diyecek, hatta bunun için çalışacak bir sistem değil mi?

Sadece bu hafta sonu 3 arkadaşımızın ülkeye veda toplaşmasına gittik.
‘Veda partisi’ diyeceğim ama tam da o değil gibi…
“Senin için çok seviniyorum”lar…
Oradaki ‘yeni hayat başlangıcı’nın ayrıntılarını masaya yatırmalar,
Gidiş yollarını öğrenmeler,
“Herkes gidiyor bi biz kalıyoruz” hissi,
Bir partiden başka gidenlerin de çıkması,
Herkesin eteğindeki bilgi taşlarını dökmesi; “Ankara anlaşması en iyisi de, orada da iş garantisi veriyorsun, Lizbon’da çalışma izni yok ama en az 350 bin dolarlık ev almalısın, Barselona iyi de çalışma izni yok, Yunanistan’da ev işi kolay da, orada da…”
‘Kontak’ paylaşımları, “Bak şununla da tanış sana yardımcı olur”lar…

BİR MAHALLE TAŞINAN VAR

Bu işin uzmanı olmuş insanlar var artık… Sıradan insanlar, kendileri için o kadar araştırmışlar ki danışmanlık yapabilir düzeydeler.
Çeşitli ülkelerde de Türk topluluklar oluşmuş.
Bilinçli, iyi işleri olan, bir iki yabancı dil bilen Türkiye’de de, gittikleri ülkede de iyi kazanabilen, birbirlerine yardım eden insanlar.
Kedi köpeğini yurtdışına çıkarmak isteyen için ayrı, iş olanaklarını konuşmak için ayrı bir whatsapp ya da Facebook hesapları var.
Çok büyük bir üniversitenin mezunlar grubunun da artık yurtdışında ev alma ya da gitme konusunda toplantılar düzenlediğini de öğrendim ki tam oldu!

Fotoğraf: Eren Çevik

‘GİDEN GİTSİN ZATEN’CİLER…

Gitmeyenler de var.
Gitmeyi akıllarından geçirmeyenler, gidenlere ‘Hain’ gözüyle bakanlar, “Ne gideceğim, burası benim de ülkem” diyenler, “Gitsinler de kurtulalım”cılar…

GİDEN BİLMİYOR MU SANIYORSUNUZ?

Ve gitmeyi bir gereklilik, bir ihtiyaç olarak görenler…
Bunun adı arzu değil, o arzulu bir gitme hali değil.
New York’ta yeni heyecanlara atılmaya ya da Yunanistan kıyılarında keyfe gitmiyor bu insanlar… Hiç bilmedikleri ülkelere gitmeyi kendileri, çocuk ya da eşleri için bir hayatta kalma mücadelesi olarak görenler var.
Mesela ben, kimilerinin gidenlere “Orada çok mu iyi olacak sanıyorsun? Mülteci muamelesi göreceksin…” gibi muhabbetlerle başlayan bir dolu negatif cümle kurmasına inanamıyorum.
O gidenlerin hepsi bayılıyor mu sanıyorsunuz?
45 yaşına gelmiş, tatlı bir ailesi, iyi bir işi, evi hatta evleri, birkaç yıl öncesine kadar İstanbul’da keyifli bir yaşantısı olan biri birden bire gitmeye karar veriyor.
Niye her şeye yeniden başlamak için uğraşıyor?
Acaba niye?
“Özleyeceksin görürsün”!
Özleyeceğini, aradığı pek çok şeyi bulamayacağını o bilmiyor mu sanıyorsunuz?
Neyse…

BİR DE GİDEMEYENLER VAR Kİ…

Gitmeyi bir gereklilik, bir ihtiyaç olarak görenler de ikiye ayrılıyor; gidenler ve gidemeyenler…
Gidemeyenlerden kimi maddi olanak bulamıyor, kimi ailesini bırakamıyor, kimi hâlâ umut ediyor, umut olsun istiyor.
Meyhanedeyiz.biz’in yaptığı reklamı konuşuyoruz iki gündür. Hani şu “Gitmek lazım diye gidersin, daha çok bağlanıp çıkarsın” diyen reklam. “Bırakılır mı burası, burası bizim evimiz” diyor ya…
Kimi baya seviyor, kimi yüzeysel buluyor.
Reklamdaki bir cümleden yola çıkarak yapılan “Salça için değmez” çok iyi yorum; çünkü mevzuu çok daha derin! Ve artık biraz o yolları da geçtik sanki.

BİLMİYORUM SENİNLE SONUMUZ NE OLACAK?

Özleyeceğimiz şeyler de her geçen gün azalıyor çünkü. Ne mahallemiz eskisi gibi, ne arkadaş bildiklerimiz… Hayatlarımızın harcanmasından, boşa kürek çekmekten, kabalıktan, parasızlıktan, terörden, adaletsizlikten, ümitsizlikten yorulduk.
Bu ülkeyi bu hale getirenlerin düzeltmek istediklerini düşünmüyorum.
Bence de ‘Bu ülke bırakılır mı?’ da… Ya önce sistem bizi bıraktıysa!
Ama yine de reklam hoşuma gitti.
Çünkü ne olursa olsun, annem ya da Nazım Hikmet dizeleri dışında da bana “Gitme burada kal” diyen ve bir hareket gösteren her türlü kıvılcıma ihtiyacım var.
Gidenlerden tek isteğimse şu; gelin Nisan’da oy verin! (Edit; gelmek gerekmiyormuş oy vermek için)

  • 20 Şubat 2017, 22.20, İstanbul
  • Ana görsel, Fotoğraf: Nilay Örnek, Hatay’dan…
  • Tavsiye: Daha önce okumadıysanız, önce bunu okuyun. Anne üzgünüm ama ben bu ülkeden gitmek istiyorum! http://wp.me/p79ANb-3Y