6-7 Eylül olaylarında havada asılı kalan o piyano…

Fotoğraf, Gazetecilik, Hayata Dair, İlginç bilgi, Türkiye halleri, Zamansız yazılar

Ara Güler, kendisinin de hedeflerden biri olabileceği
6-7 Eylül olaylarının ortasında fotoğraf çekmektedir.
Bir piyanonun üst kattan atılmaya çalışıldığını görür, piyanonun ayağı takılır…
Güler seslenir: Bekle!

 

6-7 Eylül olaylarını anlatan belgesellerden birini izliyorum; 9-10 yıl evvel…
Ara Güler, ‘o vahim günü’, İstiklal Caddesi’ndeki haleti ruhiyeyi anlatıyor… İnsanların galeyana gelişini, mağaza vitrinlerini indirişlerini, malların yağmalanışını, o vahşeti…
Ara Beyciğim, arada daha önce hiç duymadığım bir olaydan bahsediyor.
Bugüne kadar 6-7 Eylül olaylarıyla ilgili belki onlarca yazı, kitap okudum; belgesel izledim ama böyle bir şeye dair hafızamda hiçbir yer yok.
O da şu…
Güler, o karmaşada fotoğraflar çekerken görüyor ki, bir mağazanın ikinci katından biri, kocaman piyanoyu aşağıya atmaya çalışıyor, itiyor. Piyanonun ayağı takılıyor, ağır da, emeline hemen ulaşamıyor. Bu arada Ara Güler aşağıdan sesleniyor: “Madem atacaksın, birkaç dakika bekle, makineyi ayarlayayım, bekle.”
Bekleniyor (!). Piyanoyu atan adamlar fotoğraf için bekliyor! Piyano aşağıya atılıyor ve Ara Güler piyanonun aşağıya atılma anını görüntülüyor! Piyanonun havada asılı kaldığı saniyelik anlar dahil.

FRANSA’DAN ASLA DÖNMEMİŞ

Belgesel sonrasında günlerce o fotoğrafı aradım.
Hep merak ettim ama asla bulamadım.
Sanırım 2012 yılındı, ben de Akşam Gazetesi’nde eklerin yayın yönetmeniyim, bizim ekipten Zeynep Bakır, Ara Bey ile röportaja gidecek.
Zeynep’e anlattım; “Ne olur sor” dedim, “O fotoğraf nerede?”. Bir de “Ara Güler tiyatro oyunları yazmış zamanında, onunla ilgili soru sorsan da şahane olur”.
Merak işte…
Zeynep sordu; öğrendik ki, Güler o fotoğrafın olduğu ‘dia’yı bir dergi için Fransa’ya göndermiş ve bir daha da asla geri alamamış!
“Akılsız kafam, keşke göndermeseydim!” demişti o zaman.
Maalesef bu tarihte bir şey değiştirmezdi ama keşke göndermeseymiş.
Keşke..


Bu arada…
Nezih Tavlaş’ın hazırladığı “Foto Muhabiri – Ara Güler’in Hayat Hikâyesi” (Yapı Kredi Yayınları, Temmuz 2015) adlı kitaptan, 6-7 Eylül olaylarına dair bir bölüm.
Sayfa 68.

“Orhan Kemal’e sokakta rastladım, beraber yürüdük Harbiye’ye kadar. Ne halt yiyeceğimizi düşündük. Geldik Mehmet Cemal’le beraber “Halk Oyunlarını Yayma ve Yaşatma” diye bir cemiyet vardı. Yapı Kredi’nin finanse ettiği bu cemiyetin kurucusu Vedat Nedim’di, o gün de halk oyunlarının, Açıkhava Tiyatrosu’nda gösterisi var. Ben de görevliyim, resim çekeceğim. Oraya gitmeye vakit kalmadı. Taksim sinemasının karşısında Eftalupos kahvesini yıkmaya başladılar. At yarışı oynarlardı orada. Resim mesim ne oluyor derken aşağı indik, Beyoğlu Caddesi birbirine girdi, yıkılıyor. Halk oyunlarına gitmeye gerek var mı, burada ortalık birbirine giriyor. İnisiyatifimizi kullandık, bu daha mühimdir diye başladık resim çekmeye. (…)
Mehmet Cemal de benim yanımda “Ulan bizim dükkân ne oluyordur?” dedi. Mehmet’in anasının Gilda diye bir dükkânı var, kuyumcu ve süs eşyaları satıyor. Gittik, “Cemal Paşa’nın dükkânıdır burası” diye engel olmaya çalışıyordu. “Gilda ne demek? Gilda Türk değildir” diye başladılar yıkmaya. O zihniyet bugün olsa bütün Türkiye yıkılır, bir tane dükkân kalmaz çünkü gâvur isminden geçilmiyor. (…)
Hemen babamın dükkânına gittik. İlkyardım hastanesine, tedavi merkezine dönmüş orası, kim eli yaralanmış gelip elini sardırıyor. Taşlar ve sopalarla camları kırarken yaralananlar da dükkânımıza koşuyordu ilkyardım için. Bu olay sırasında tek yıkılmayan dükkân babamın dükkânıdır Beyoğlu’nda. (…)
“Bir tane grup yok, biri geliyor biri gidiyor. Sadece Beyoğlu değil, Büyükada, Karaköy filan her taraf her taraf. Aslında soyguna geliyorlar, mesela bir vitrine geliyor, orada eski elbiselerini bırakıp yeni elbiselerini giyip gidiyor. Herif nah böyle olmuş çünkü altı tane palto giymiş üst üste götürüyor. (…)
Eğer birinci ikinci gece askerler müdahale etmeseydi katliam olurdu. Ertesi gün de aramaya başladılar bütün bunları, bizim mahalle asker doldu, baktılar ev ev. Bizim evin orada karavana pişiriyordu askerler, konuşlandılar buraya, ben de resimledim. Birkaç gün sürdü. (…)
“Aziz Nesin’i filan tutukladılar. Komünistlerle hiçbir ilgisi yok Adnan Menderes hükümetinin kendisi yapmıştır. Sonra Celal Bayar’ın resmini çektik şöyle bir caddeye baktı, “Vay anam vay” dedi, “Bu kadar da mı oldu?”. Şaşırdı, o halde resmi var. Hiç düşünmedi bunlar. Olay hikâye neydi biliyor musun? Fatin Rüştü Zorlu, Londra’da toplantıdaydı, orada İstanbul’da bir şey yapın da dedi, sebep olsun ben de burada konuşayım. Buradan bunu tertip ettiler birkaç tane dükkân kırılacaktı kafalarında, sonra tutamadılar. Aslında olay ne biliyor musun fakir grupları dışardan Gebze’den kamyonlarla getirmişler, Menderes hükümeti yapıyor bunu.”

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.